|
Bahailer Birleşmiş Milletler Çocuk Zirvesi’ndeki UNICEF konserinde perde arkasında önemli rol oynadılar
Fakat tanıştıktan
sonra, sonuncusu, Mayıs ayındaki Birleşmiş Milletler Çocuk Özel Oturumu
esnasında dünya liderleri için Birleşmiş Milletler’deki büyük bir konserin
prodüksiyonu olan çok sayıda işbirliğine girişmişlerdir. Mr. Lenz müzik yönetmeni rolünü üstüne alırken, Mr. Locke, eski Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela’dan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a kadar konukların göze çarptığı programın yönetmen yapımcısı olarak hizmet verdi.
Çoğunlukla
çocukların ve gençlerin seslerine ve müzik performanslarına yer vermeye
çalışan konser bütünüyle UNICEF tarafından desteklendiyse de, bu iki kişi
Bahai Dini’ni ve onun küresel dayanışma ve insan birliği prensiplerini
uygulamalarının kendilerine büyük ilham verdiğini güçlü bir biçimde
hissettiler.
Şirketi Locke
Associates Inc.’in uluslararası programlar ve konferanslar düzenlemede
uzmanlaşmış olduğu Mr. Locke, “Konserin ana teması, çocukların sesini
duyurarak dünya liderlerine bir mesaj vermelerini sağlamaktı ve bu mesaj
onları tüm girişimlerinde çocuklara öncelik vermeye zorlayacaktı” dedi.
Mr. Locke, program için Bahailer tarafında yazılan ve umut, birlik ve insan dayanışması konularına yer veren birçok şarkı seçtiklerinden söz ederek, “Jack ve ben konseri biçimlendirmeye başladığımızda, özellik bakımından evrensel ve gelecek için ümit verici bir mesaj olsun istedik” dedi.
Hemen hemen 1000 kişilik bir dünya liderleri, BM yetkilileri ve çocuk hakları savunucularından oluşan seyirci grubu önünde, özel olarak kurulmuş bir çadır altında, New York’taki BM arazisinin kuzey tarafındaki çimenlikte 9 Mayıs 2002’de düzenlenen konserde, Mr. Lenz tarafından New York metropolündeki gençlik korolarından bir araya getirilen 300 kişilik UNICEF Dünya Korosu ve Venezuela’nın 160 kişilik Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası yer alıyordu.
“Dünyayı
Çocuklarla Beraber Değiştirin“ adlı konser aynı zamanda, ABD’den 13
yaşındaki olağanüstü bir batılı ve taşralı olan Bill Gilman ve İsveç’ten 11
yaşındaki bir pop şarkıcısı olan Josefine Garline gibi yetenekleriyle ün
kazanmış bazı genç şarkıcıların bir dizi solo gösterisini içeriyordu.
Uluslararası kabul görmüş çocuk şarkıcısı ve şarkı yazarı Raffi ve dünyanın
en iyi tanınan Afrikalı şarkıcılarından birisi Angelique Kidjo da şarkı
söylediler.
Her biri,
konserin odak noktası olan “Çocuklar İçin Evet Deyin” Kampanyasının
sözlerinin birini temsil eden ve çoğunlukla UNICEF ve BM iyi niyet
elçilerinden oluşan birçok ünlü kişi de sahneye çıktı. Bunların arasında
aktörler Michael Douglas, Roger Moore ve Cicely Tyson; şarkıcı Harry
Belafonte ve satranç ustası Anatoly Karpov vardı.
Çocuklar İçin
Evet Deyin Kampanyası programın odak noktasıydı. “Bütün çocukların sağlık,
barış ve saygınlık içinde büyüyebilecekleri” bir dünya kurmak için
tasarlanan ve “Çocuklara Öncelik Verin”, “Her Çocuğu Eğitin” ve “Dünyayı
Çocuklar İçin Koruyun” gibi on yalın noktayı sunan kampanyaya verilen sözler
olarak dünya çapında 94 milyondan fazla imza toplanmıştır.
Bahailik’ten
ilham alan bir proje olarak yönetilen ve New York merkezli bir çocuk gösteri
workshop’u olan Çocuk Tiyatro Topluluğu’nun (CTC) üyeleri, yetişkin iyi
niyet elçileriyle beraber sahneye çıktılar. CTC’nin her üyesi sözlerden
birisini okudu ve sonra o sözün önemini açıklayan ünlü iyi niyet
elçilerinden birisini yeni “arkadaşı” olarak tanıttı.
Konserde sunulan
şarkıların bir çoğu insan çeşitliliğini ve birbirine bağımlığını övüyordu.
Bunların arasında, Los Angeles’ten bir Bahai olan Eric Dozier’in yazıp icra
ettiği “Beni İnsana Boya” ve uluslararası tanınan Toronto kökenli bir şarkı
yazarı olan Mr. Lenz’in kendisi tarafından yazılan “En Büyük Anlar” vardı.
Mr. Lenz şunları söyledi: “Bahailer için, çeşitlilik içinde birlik düşüncesi anahtar bir temadır. Konseri birlikte yapmak için UNICEF yetkilileri ile beraber çalışırken, çeşitlilik ve tüm insan ırkının bu toplantıda yansıtılmasını sağlamanın önemi hakkında birçok görüşmeler oldu. Bu yüzden, ben ve bu konuda çalışan diğer Bahailer bu konserin anlamlı bir olay olduğunu hissediyorduk.” |