Kermil Kraliçesi’nin ellinci yıldönümü

HAYFA, İsrail, 12 Ekim 2003 (BWNS) – Bahai Dini’nin Lideri Hz. Şevki Efendi, 50 yıl önce bu ay Hz. Bab’ın makamının üstyapısının tamamlandığını ilan ederken, bu olayın önemini belirtmek için şiirsel sözler kullanmıştı.


Tamamlanan Makamı, bir telgraf mesajında,”Allah’ın dağında tahta çıkan, kızıl altın taçlı, parıltılı beyaz kaftanlı, zümrüt yeşili kuşaklı, havadan, denizden, ovadan ve tepeden her gözü büyüleyen Kermil Kraliçesi” olarak tasvir ediyordu.


Hayfa-İsrail’de Kermil Dağı üzerindeki Makam, Bahai Dini’nin Şehit Peygamberi, o Din’in kurucusu Hz. Bahaullah’ın Müjdecisi Hz. Bab’ın defin yeridir. Bahailer için bir ziyaret (hac) yeri ve Hz. Bahaullah’ın makamından sonra yeryüzündeki en kutsal noktadır.


Geceleyin aydınlatılan Makam’ın güzelliği, şimdi, Kermil Dağı’nın tabanından tepesine doğru bir kilometre kadar devam eden 19 bahçeli terasla artırılmıştır. Mayıs 2001’de açılan bu teraslar, 1.5 milyondan fazla ziyaretçi çekmiştir.


Makam’ın üstyapısının tamamlanmasının Hz. Şevki Efendi tarafından Ekim 1953’deki ilanı, dünyanın her yerindeki Bahailer tarafından karşılanan 750.000 USD’lık bir inşaat projesinin başlangıcından beş yıl sonra yapıldı.


Projenin tamamlanması, gerçekte, Hz. Bahaullah tarafından O’nun Müjdecisi için uygun bir istirahatgah sağlamak üzere 60 yıldan fazla bir zaman önceden başlatılan bir sürecin zaferle tamamlanışıydı.

1891’de Hz. Bahaullah, en büyük oğlu ve atanmış halefi Hz. Abdülbaha’ya, Hz. Bab’ın Makamı’nın inşa edilmesi gereken Kermil Dağı üzerindeki noktayı tam olarak göstermişti.


Hz. Abdülbaha, Babasının talimatlarını dikkatli bir şekilde yerine getirdi. Yerel taştan büyük bir altı odalı anıt mezar inşa etmek için birçok zorlukların üstesinden geldi. Daha sonra, 1909’da, Hz. Bab’ın kutsal kalıntılarını, “Allah’ın Tahtı” olarak adlandırdığı, büyük yapının yer altı mezarı içindeki beyaz bir mermer lahde görkemli bir törenle yerleştirdi.


1928 ve 1929 arasında, Hz. Şevki Efendi yapıya üç oda ekledi.


1942’de, Kanada’nın önde gelen mimarlarından biri olan ve o zaman Hayfa’da yaşayan kayınpederi William Sutherland Maxwell’i, taş yapıyı süsleyerek güzelleştirecek ve koruyacak olan mimari kemeri ve üstyapıyı tasarlaması için görevlendirdi.


Mr. Maxwell iki yıl süreyle kendisini görevine adadı.


Hz. Şevki Efendi, Batı ve Doğu tarzlarının kullanılmasındaki de dahil çok geniş bir kılavuzluk sağladı, fakat sanatsal ayrıntıları Mr. Maxwell’e bıraktı.


23 Mayıs 1944’de, Hz. Bab’ın Görevini ilan etmesinden 100 yıl sonra, Hz. Şevki Efendi üstyapının 60 cm’lik bir modelini Hayfa’da ilk defa gösterdi. İnşası tamamlandığı zaman zemin seviyesinden 40 metre yukarıda olacaktı.


Hz. Abdülbaha tarafından önceden söylendiği gibi heybetli bir tasarımla taçlanan kubbe, 18 pencereli bir silindir yapı üzerine konulmuştu. Sırası geldiğinde Hz. Şevki Efendi tarafından önerilen bir özellik olan sekizgen bir yapı üzerine monte edildi. Hz. Abdülbaha’nın öngörüsünün yerine getirilmesinde, görkemli bir mimari kemer taş yapıyı çevreliyordu.


Mr. Maxwell’in çalışmasından memnuniyetle ve hayranlıkla söz eden Hz. Şevki Efendi, bu yapıyı inşa etme projesinin, kutsallık bakımından, Bahai Dini’nin tarihi boyunca şimdiye kadar herhangi bir kolektif girişimden üstün olduğunu söyledi.


İnşaat, İsrail devletinin kuruluşu zamanında ve dünya yıkıcı bir savaşın yaralarını sarmaya uğraşıyorken başladı. İnşaat malzemelerinin ve taş ustalarının o ülkede temini son derece kısıtlıydı.

Hz. Şevki Efendi, Sicilyalı bir Bahai olan Ugo Giachery’den gerekli malzemeleri İtalya’da tedarik etmesini istedi. O ülkenin çoğu İkinci Dünya Savaşıyla harap olmuştu ve orada büyük miktarlarda gerekli inşaat kalemleri elde etmek de zordu. Bununla birlikte usta zanaatkarlar iş arıyorlardı. Dr. Giachery onları, Mr. Maxwell’in tasarımlarına uygun olarak Chiampo taşını ve Rose Baveno granitini kesmeleri, oymalarla süslemeleri ve parlatmaları için işe aldı. Onlar, diğer parçalar yanında 28 sütun, 8 gömme ayak ve 28 kemer meydana getirdiler.


Becerilerini, planlama, yönetim ve hükümet ilişkilerinde kullanan Dr. Giachery, gemilerin kolonları, panelleri, sütun başlarını, kemerleri ve diğer kalemleri Makam için İtalya’dan Hayfa’ya nakletmelerini sağladı.


Elektrik yetersizliklerinin, ihracat kısıtlamalarının, denizdeki fırtınaların, bir gemi yangınının, savaş gemileri kordonunun ve hatta 61 adet taş kasasının Hayfa limanında düşmesinin üstesinden gelen Dr. Giachery, Hz. Şevki Efendi’nin isteklerini harfi harfine yerine getirdi.


Ona Emrin Eli olarak atanma onuru verilecekti ve Makam’ın kapılarından birisi onun adıyla adlandırıldı. Üstyapının, o zaman, Avrupa’dan dünyanın herhangi bir noktasına taşınacak en büyük önceden hazırlanmış yapı olacağı söyleniyordu.


İlk sözleşmeler 1948’de imzalandı ve ilk eşik taşı 1949’da konuldu.


Gül pembesi granitten sıra sütunlara ve yumuşak krem taştan Doğu tarzı kemerlere sahip tamamlanan yapı o kadar güzeldi ki, o yöredeki birçok insan yapının Haziran 1950’de, yani sekizgen yapının ve kubbenin kurulmasından uzun zaman önce bittiğini düşündüler.


Yukarıdaki korkuluğun üzerindeki zümrüt yeşili ve kırmızı mozaikler, alev yaldızlı En Büyük İsim sembolü, dört köşedeki Bahai yüzük taşı sembolü ve başka yerlerdeki karışık dekorasyonların ve motiflerin çokluğu kusursuz sanatkarlık olarak selamlandı.


Hz. Şevki Efendi’nin orijinal planı koşullar iyileşinceye kadar bu aşamada duracaktı, fakat o fikrini değiştirdi.

Sonraki aşama, 1000 ton ağırlığında olacak şekilde birleşecek olan, önerilen sekizgen yapıyı, silindir yapıyı ve yaldızlı kubbeyi desteklemek üzere bir platform inşa etmekti.


Bir günde dökülen çok büyük ve sekiz noktalı bir yıldız şeklinde birbirine bağlı kirişler, taş yapının çatı seviyesinin yaklaşık 30 cm yukarısına yerleştirildi.


Bu yıldız, temel seviyeye kadar uzanan sekiz çelik takviyeli beton ayaklıkla destekleniyordu. Ayaklıklar Makam’ın kalın taşını delip geçmişlerdi ki bu, esas yapıya zarar vermeden veya Lahitleri etkilemeden başarıyla yerine getirilen zor bir görevdi.


Sekizgen yapı, büyük platformun merkezinden yukarı yükseliyordu. Bir lotus çiçeği açılımı izlenimi veren dövme demir parmaklıkları tutturan sekiz zarif, altın başlıklı sivri tepeli kulenin üstünde yükseliyordu.

Dr. Giachery, “Hz. Şevki Efendi” adlı hatıralar kitabında, parmaklıkların montajının tamamlanışına “Büyük mutluluğun, birçok kutlamanın ve sevinçli gülüşler”in eşlik ettiğini yazmıştı.


Ayrıca, “Bütün binanın, Mr. Maxwell’in yaratıcılığı ve ince zevkinin ürünleri olan çok çeşitli mimari ve sanatsal mücevherler sergilediğini” yazıyordu.


1952’de, Wilmette’ki güzel Bahai İbadet Evi’nin inşasıyla yakından ilgisi bulunmuş bir Bahai olan Leroy Ioas Amerika Birleşik Devletleri’nden geldi. İnşat sürecinde Hz. Şevki Efendi’nin yetenekli bir vekili olacaktı.


Mr. Ioas, gelişmiş makinelerin yokluğunda yapılan bir görev olan, silindir yapı ve kubbenin inşasına nezaret etmek üzere büyük idari becerilerini ve pratik zekasını kullandı. O aynı zamanda Emrin Eli olarak atanacaktı. Hz. Şevki Efendi daha sonra sekizgen yapının üzerindeki kapıya onun ismini verdi.

Tam bir silindir olan yapı Mart 1952’de tamamlandı. 11 metre yüksekliğe ulaşmakta ve sekizgen yapının tepesindeki dairesel bir çelik takviyeli beton daireye dayanmaktadır.

Hz. Şevki Efendi’nin bir düşüncesine uygun olarak, Hz. Bab’ın ilk inananlarını temsil eden 18 renkli sivri kavisli dar penceresi vardır.


25 Mart 1952’de, tasarladığı silindir yapı inşa edilmekteyken Mr. Maxwell Toronto-Kanada’da öldü. Emrin Eli olarak atanmasından üç ay sonraydı.


Dostu ve mesai arkadaşının vefatından dolayı derin üzüntüsünü ifade eden bir mesajda Hz. Şevki Efendi, Hz. Bab’ın türbesinin güney kapısına onun adının verileceğini ilan etti.


Kenar çıkıntısının ve kubbenin inşası, projenin mühendisi Hayfa Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör H. Neumann’ın tüm yaratıcılığını gerektirdi.


Beton ayaklıların ağırlık taşıma kapasitesi sınırlı olduğundan hiçbir ağır taş kullanılamıyordu.

Birbirine ve kubbeye sıkıca bağlı iki taş levhayı kullanarak kenar çıkıntısı için bir çözüm bulundu. Daha sonra Profesör Neumann, kubbe için, ince kum ve su ile karıştırılmış çimentonun bir kalıp üzerine serpildiği yeni geliştirilen bir metot kullandı.


Bu arada, 50 farklı şekil ve ölçüde 12,000 balık pulu karo mozaik, altın yaprak üzerine ateşle sırlama gerektiren yeni bir yöntem kullanmak suretiyle Hollanda’da yapılıyordu.


29 Nisan 1953’te, Hz. Şevki Efendi yapı iskelesine çıktı ve karolardan bir tanesini arkasına bir zamanlar İran’da Hz. Bab’ın hapsedildiği Maku hapishane hücresinden alınan sıvayı içeren küçük bir kutu yerleştirdi.


Nefeslik ve tepe süsü kubbenin üstüne yerleştirildi ve karo kaplama bitirildi.


Zarif yapı ve onu taçlandıran güzellik olan altın kubbe tamamlandı.


Hz. Şevki Efendi, projenin bitimini, 7-15 Ekim 1953 tarihlerinde Yeni Delhi-Hindistan’da düzenlenen bir Bahai konferansına sevinçli bir telgrafla bildirdi.


Onun mesajı, Hz.Bahaullah’ın Elçiliği’nin doğuşunun yüzüncü yıldönümünü işaret eden Kutsal Yıl’a muzaffer bir doruk noktası olarak ve Bahai öğretilerini dünyanın her tarafına yaymak için başarılı On Yıllık plan’ın ilk aşamalarında geldi.