|
162 yıl önce kurulan Bahai Dini, bugün en hızlı yayılan
dünya dinleri arasında sayılmaktadır. Yaklaşık
232 ülke ve bunlara bağlı bölgelerde yaşayan
inananlarıyla, coğrafi yayılımı açısından
Hıristiyanlıktan sonra en yaygın ikinci dindir.
Bahailer 116.000 yerleşim biriminde yaşamakta ve
böylece dünya vatandaşlığı ideallerine
bağlılıklarını yansıtmaktadırlar.
Bahai
Dini'nin küresel kapsamı, yarattığı toplumun
bileşiminde de görülmektedir. İnsanlığın bir
kesitini temsil eden Bahailer her ulus, etnik
grup, kültür, meslek, sosyal ve ekonomik
sınıftan gelmektedir. Hizipleşme ve
ayrılıklardan arınmış tek bir toplum oluşturduğu
için de, Bahai Dini dünya üzerinde belki de en
çeşitli, geniş ve örgütlü bir topluluktur.
Bahai
Dini'nin kurucusu Hz. Bahaullah (1817-1892)
İran'ın soylu bir ailesinden gelmekteydi. Ancak,
eziyet ve yokluk dolu bir yaşamı, rahat ve
güvenli bir prens yaşamına tercih etti. Hz.
Bahaullah, Allah'ın yeni ve bağımsız bir elçisi
olduğunu belirtti. Yaşamı, yaptığı işler ve
yarattığı etki, Hz. İbrahim, Hz. Krişna, Hz.
Zerdüşt, Hz. Buda, Hz. İsa ve Hz. Muhammed ile
benzerlik göstermektedir. Bahailerin inancına
göre, Hz. Bahaullah İlahi Elçiler zincirinin
yeni bir halkasıdır.
Hz.
Bahaullah'ın temel mesajı birliktir. Tek bir
Tanrı ve tek bir insan ırkı olduğunu ve tüm
dünya dinlerinin de Allah'ın insanlık için
amacının açıklanmasındaki aşamalar olduğunu
öğretmiştir. Hz. Bahaullah bugün insanlığın bir
bütün olarak rüştüne ulaştığını söylemiştir. Tüm
kutsal kitaplarda belirttiği gibi, tüm insanları
barış içinde, birleşik bir dünya toplumu olarak
bir araya getirme zamanı gelmiştir. Hz.
Bahaullah, Allah'ın ırk, sınıf, inanç ve ulus
gibi geleneksel engelleri ortadan kaldıran
tarihi güçleri harekete geçirdiğini ve zaman
içinde evrensel bir uygarlığın doğacağını
belirtmiştir. Hz. Bahaullah "Dünya tek bir vatan
ve insanlar onun vatandaşlarıdır" diye
buyurmaktadır. Dünya insanlarının sorumluluğu
da, bu gerçeği kabul etmek ve birleşme
süreçlerine yardımcı olmaktır.
Bahai Dini
diğer dinlerden birçok konuda farklılık
göstermektedir. Ruhban sınıfı olmayan Bahai
Dini, 18.000 den fazla yerleşim birimindeki
seçilmiş yönetim kurullarıyla, evrensel bir
yönetim sistemine sahiptir.
Bahai Dini
günümüz toplumsal sorunlarına tümüyle farklı
bazen de radikal bir biçimde yaklaşmaktadır.
Kutsal eserleri ve çok çeşitli etkinlikleriyle,
kültürel çeşitlilikten çevrenin korunmasına,
kararlar alınmasında merkeziyetçilikten
kaçınılmasından aile yaşamına, ahlak eğitiminden
"Yeni Dünya Düzeni"ne kadar dünyada mevcut her
önemli eğilime hitap etmektedir.
Bahai
Dini'nin en seçkin başarısı birliğidir. Sosyal
ve politik hareketlerin yanı sıra hemen her
dinin aksine, Bahai Dini mezhep ve gruplara
bölünme çabalarına başarıyla karşı koymuştur.
Geçmiş dinlerin geçirdiği karmaşaları yaşamasına
rağmen birliğini koruyabilmiştir.
Hz.
Bahaullah, evrensel bir toplumun gelişimi için
bazı temel prensiplerin gerektiğini
belirtmiştir. Bunların en önemlileri, her tür
bağnazlıktan vazgeçilmesi; erkek ve kadın
arasında tam eşitlik; dünya dinlerinin
birliğinin kabul edilmesi; aşırı zenginlik ve
fakirliğin giderilmesi; evrensel ve zorunlu
eğitim; bilim ve din arasında uyum; doğa ve
teknoloji arasında sürdürülebilir denge; ortak
güvenlik ve insanlığın birliğine dayalı dünya
federal sisteminin kurulmasıdır.
Bahailer bu
ilkelere bağlılıklarını öncelikle bireysel ve
toplum olarak değişim yoluyla ifade
etmektedirler. Bu bağlılığın bir yansıması küçük
ölçekte sosyo-ekonomik gelişim projelerinde
görülmektedir.
Bahai
Dini'nin amaç ve öğretilerini "Call to the
Nations" isimli bir derlemeden aldığımız şu
bölümlerle biraz daha ayrıntılı olarak sizlerle
paylaşmak istiyoruz.
"Hz.
Bahaullah tarafından ilan edilen temel ilkeye
göre, dinsel gerçek mutlak değil, izafidir;
İlahi Vahiy sürekli ve gelişim içinde olan bir
süreçtir; dünyadaki tüm büyük dinler İlahi
kaynaklıdır; temel prensipleri tam bir uyum
içindedir, hedef ve amaçları tek ve aynıdır,
öğretileri tek bir gerçeğin yönleridir,
işlevleri birbirini tamamlayıcıdır,
doktrinlerinin esas olmayan yönleri açısından
farklılık gösterirler ve görevleri insan
toplumunun ruhani evriminde birbiri ardına gelen
aşamaları temsil etmektedir."
"Hz.
Bahaullah'ın amacı geçmiş Dinleri yok etmek
değil, onları gerçekleştirmektir; günümüz
toplumunu parçalayan, birbirleriyle çatışan
inançlar arasındaki farklılıkları
şiddetlendirmek değil, onları barıştırmaktır."
"Hz.
Bahaullah'ın amacı, Kendisinden önce gelen
peygamberlerin makamlarını küçümsemek veya
öğretilerinin önemini giderek azaltmak değil, bu
öğretilerin içerdiği temel gerçekleri, içinde
yaşadığımız çağın ihtiyaçları ve kapasitesiyle
uyum içinde, sorunlarına, hastalıklarına ve
karışıklıklarına uygulanabilir bir biçimde
yeniden ifade etmektir. Hz. Bahaullah'ın görevi,
insan ırkının bebeklik ve çocukluk çağlarının
geride kaldığını, günümüzdeki ergenlik aşamasına
ilişkin sarsıntıların, insanlığı yavaş ve
sıkıntılı bir biçimde olgunluk dönemine
hazırlamakta olduğunu ilan etmektir."
"Bahai Dini
Allah'ın birliğini savunur, Allah'ın
Peygamberlerinin birliğini kabul eder ve tüm
insan ırkının birlik ve bütünlüğü ilkesini
öğretir. İnsanlığın birleşmesinin gerekliliği ve
kaçınılmazlığını ilan eder ve bunun giderek
yaklaşmakta olduğunu savunur. İnananlarına
gerçeği bağımsızca araştırmaları görevini verir,
her biçimdeki bağnazlık ve batıl inancı kınar,
dinin amacının dostluk ve uyumun yayılması
olduğunu bildirir, dinin bilimle uyum içinde
olduğunu beyan eder ve dini, insan toplumunda
barışın sağlanması ve düzenli ilerleyişi için en
önde gelen vasıta olarak görür. Erkekler ve
kadınlar arasında eşit haklar, fırsatlar ve
olanaklar ilkesini savunur, zorunlu eğitimde
ısrar eder, zenginlik ve fakirliğin aşırısını
giderir, din adamlığı kurumunu kaldırır, tek
eşliliği emreder, boşanmayı kınar, bireyin
hükümetine kayıtsız şartsız itaatinin
gerekliliğini vurgular, hizmet ruhuyla yapılan
her türlü işi ibadet seviyesine çıkartır,
uluslararası yardımcı bir dilin yaratılması veya
seçilmesini ister ve insanlığın genel barışını
tesis edecek ve sürdürecek kurumların
çerçevesini çizer."
"Bahai Dini,
meşru herhangi bir bağlılıkla ters düşmez,
gerekli sadakatleri zayıflatmaz. Amacı,
insanların kalplerindeki makul ve akılcı
milliyetçilik alevini bastırmak veya ulusal
egemenlik sistemini kaldırmak değildir. Dünya
uluslarının insanlarını birbirinden farklı kılan
etnik kökenlerin, iklimlerin, tarihin, dil ve
geleneklerin, düşünce ve adetlerin çeşitliliğini
yadsımaz veya bunları ortadan kaldırmaya
çalışmaz. Daha geniş bir bağlılık, insan ırkını
geçmişte canlandıranlardan daha büyük bir özlem
ister. Ulusal dürtü ve menfaatlerin, birleşik
bir dünyanın zorunlu taleplerinden daha az
önemli olduğunda ısrar eder."
"İslam'ın
"Allah inancının bir unsuru" olarak aşıladığı ve
vurguladığı, insanın ülkesine olan sevgisi Hz.
Bahaullah'ın çağrısıyla ne kınanmakta ne de
küçümsenmektedir. Toplumun ekonomik yaşamında
oluşan temel değişimler, ulusların birbirlerine
olan bağlılıkları ve ulaşım ve haberleşme
araçlarındaki devrim nedeniyle dünyanın
küçülmesinin bir sonucu olarak, milliyetçiliğin
yetersiz kaldığı kastedilmektedir. Geniş kapsamı
nedeniyle, insanın kendi ülkesine sevgisini
dışlamayan, fakat onu da içeren bir sevgi
aşılamaktadır."
"Hz.
Bahaullah'ın tüm öğretilerinin eksenini
oluşturan İnsanlığın Birliği ilkesi, bilgisizce
bir duygusallığın patlaması veya müphem ve
dindarlıkla ilişkili bir umudun ifadesi
değildir. Bu ilkenin çağrısı, sadece insanlar
arasında kardeşlik ve iyi niyet ruhunun yeniden
canlandırılması veya halklar veya uluslar
arasında uyumlu işbirliğini teşvik etmek de
değildir. Bu çağrının anlamı daha derin,
iddiaları ise geçmiş Peygamberlerin ortaya
koymalarına izin verilenlerden daha büyüktür.
Mesajı sadece bireye uygulanabilmekle kalmaz,
tüm devletleri ve ulusları tek bir insan
ailesinin üyeleri olarak birleştirmesi gereken
ilişkilerin doğası ile ilgilidir. Günümüz
toplumunun yapısında organik ve dünyanın bu güne
kadar yaşamadığı bir değişimi kastetmektedir.
Yaşamının, politik çarkının, ruhani özleminin,
ticaret ve maliyesinin, yazı ve dilinin tüm
temel yönleri açısından organik bir biçimde
birleşik, fakat federal birimlerinin ulusal
özellikleri açısından sonsuz sayıda çeşitli bir
uygar dünyanın yeniden yapılanmasını ve
silahsızlanmasını istemektedir."
"İnsanlığın
Birliği ilkesi, insanlığın, aile yaşamının
doğuşu ile başlayan ve daha sonra sırasıyla
kabile dayanışması, kent-devlet kurulması ve
bunların da büyüyerek bağımsız ve egemen
uluslara dönüşmesi evriminde son aşamayı temsil
etmektedir." |
|