|
Hz. Bab
"Bab", kelime
anlamı kapı dır. Doğum yeri İran'ın güneyinde
Şiraz şehridir. Gerçek adı Ali Muhammed olup Hz.
Muhammed'in sülalesinden gelmektedir.
Hz. Bab,
insanlara Hz. Bahaullah'ın geleceğini haber
veren bir Tanrı peygamberidir.
23 Mayıs
1844 te kendisini Tanrı Peygamberi olarak ilan
etmiş ve yaşamının geri kalan kısmını genellikle
hapishanelerde geçirmiştir. Kendine inananlarına
Babi denilmektedir.
Öldürülmesine karar verildiğinde Hz. Bab henüz
31 yaşında idi. 9 Temmuz 1850 de şehit edildi.
Bütün eserlerinde asıl geliş nedeninin, çağlar
boyunca bütün dinler tarafından geleceği
beklenen kişiyi müjdelemek olduğunu belirtmişti.
Dualarında Hz. Bahaullah'ın Emri'ni belirtmiş ve
şöyle demiştir: "Hz. Bahaullah'ı takip edenlere
ne mutlu!"
Hz. Bab'ın
vaadi yerine geldi. Hz. Bahaullah geçmiş Tanrı
Peygamberleri tarafından geleceği önceden haber
verilen Vaat Edilen'in kendisi olduğunu, Hz.
Bab'ın açıklamasından 19 yıl sonra açıkça ilan
etti.
Hz. Bahaullah
Hz. Bahaullah
21 Nisan 1863 te dünyaya şu mesajı ilan etti:
"Ezelden beri tüm Tanrı Peygamberleri'nin vaadi
ve amacı olarak ilan edilmiş ve Tanrı
Elçileri'nin en büyük arzuları olan Vahiy şimdi
insanlara açıklanmıştır."
Hz.
Bahaullah, İran sarayının seçkin vezirlerinin
birinin oğluydu. Babası öldüğünde 22 yaşındaydı,
hükümet babası yerine O'nu geçirmek istedi.
Fakat Hz. Bahaullah zamanını dünyevi sorunlarla
harcamak istemiyordu. Kudretli Tanrı'nın
kendisine çizdiği yolu takip etmek için sarayı
terk etti.
Hz. Bab
peygamberliğini açıkladığı zaman Hz. Bahaullah
27 yaşındaydı. Hemen Hz. Bab'ı kabul etti. O'nun
en kudretli ve tanınmış müminlerinden oldu.
Hz. Bab'ın
peygamberliğini açıklamasından 9 yıl sonra Hz.
Bahaullah karanlık bir zindana atıldı. Boynuna
takılan zincirler o kadar ağırdı ki başını
yukarı kaldıramıyordu. Tanrı ihtişamının Ruhunu
kapladığı yer bu zindandır. Bir gece rüyasında,
her taraftan titreşen şu sözleri işittiğini
yazar:
"Doğrusu
Seni, Seninle ve Senin kaleminle galip
yapacağız."
Sonuçta
Hz. Bahaullah'ın ve ailesinin atalarından kalma
zenginlikleri ellerinden alındı ve ülkelerini
terk etmeleri emredildi.
Böylece
karısı ve çocukları ile Bağdat'a sürgün edildi.
Burada İran ve Irak'ın çeşitli yerlerinden gelen
insanlar hemen O'nun etrafında toplandılar.
Onlara henüz makamını açıklamamış olduğu halde
değişik kesimden insanlar onun şahsiyetinden
etkilenmişlerdi. 1863 yılı Nisanında ilahi
görevini ilan ettiğinde Osmanlı Hükümeti
tarafından İstanbul'a sürgün haberi geldi.
İstanbul'da kısa bir süre kalan Hz.Bahaullah
buradan Edirne'ye oradan da Akka'ya sürgün
edildi.
Çok zor
şartlar altında geçen Akka'daki hapislik dönemi
1877 yılı Haziranında göz hapsine dönüşerek
ömrünün sonuna kadar sürdü. Ömrünün geri kalan
12 yılını ruhani ve toplumsal konular üzerinde
yazmakla, değişik ülkelerden gelen ziyaretçileri
kabul etmekle geçirdi. 29 Mayıs 1892 de 75
yaşında Akka'da (İsrail) vefat etti.
Hz. Abdülbaha
Hz. Bahaullah
İlahi bir mimardı. İnsanlığın birliği için
gerekli muhteşem Plan'ın taslağını çizdi. Bu
kutsal yapının temelini en sağlam biçimde attı
ve gerekli malzemeyi seçti.
Hz.
Bahaullah vefat ettiği zaman İlahi Plan'ın
uygulamasını oğluna bıraktı. Hz. Abdülbaha'yı
dinin kanun ve prensiplerinin tek açıklayacısı
olarak ilan etti ve Bahailerin kılavuzluk için
O'na yönelmelerini istedi.
Abdülbaha,
Baha'nın kulu demektir. Hz. Bahaullah'ın en
büyük oğluydu. Hz. Bab'ın Emrini açıkladığı gece
23 Mayıs 1844 te doğdu. Hayatının 40 yılını
hapishane ve sürgünde geçirdi. O, en kötü
hapishanelerin bile yok edemediği derin ve
ruhani mutluluğa sahipti. Hz. Abdülbaha mutluluk
konusunda;
"Mutluluk, maddi ve manevi diye iki kısma
ayrılır. Maddi mutluluk sınırlıdır. Süresi en
fazla bir gün, bir ay veya bir yıl olup sonucu
yoktur. Ruhani mutluluk kişinin ruhunda, Tanrı
aşkı ile belirir ve kişinin insanlık dünyasının
fazilet ve mükemmeliyetlerini kazanmasına izin
verir. O halde, aşk nuruyla kalp lambanızın
parlaması için elinizden geldiğince
çabalayınız."
Bir Tanrı
Peygamberinin kendisinden sonra dini konularda
inananlarına kılavuzluk etmek için bir kişiyi
tayin etmesi Bahai Dinine özgü bir niteliktir.
Geçmişin tüm dinleri, kurucularının ölümünden
sonra bölünmüşlerdir. Çünkü Tanrı Peygamberleri,
müminlerini bıraktıklarında onlar kime
yöneleceklerini bilmiyorlardı. Tanrı
öğretilerini anladıkları gibi yorumlayarak
onların değişik biçimde anlaşılmalarına neden
olmuşlardır. Bu, geçmiş dinlerin müminleri
arasında ayrılık nedeni oldu. Bahai dininde,
insanların arasındaki her türlü ayrılıkları
kaldırmak için gelmiş olan Hz. Bahaullah
öğretileriyle ilgili konularda kılavuzlanmak
için tüm Bahailerin Hz. Abdülbaha'ya
yönelmelerini belirtti.
Yaşamının
ilerleyen yıllarında Avrupa ve Amerika'ya bir
çok seyahat yaparak orada binlerce insana Bahai
Dinini anlattı. 28 Kasım 1921 de Hayfa
(İsrail)'da hayata veda etti.
Hz.
Abdülbaha, Tanrı Dininin açıklayıcısı, Hz.
Bahaullah'ın yazılarının yorumlayıcısı ve
öğretilerinin mükemmel örneğiydi.
Şevki Rabbani - Emrin
Velisi
Hz.
Abdülbaha, vasiyetnamesinde kendisinden sonra
torunu Hz. Şevki Efendi'yi Tanrı Dini'nin Velisi
sıfatıyla ayetlerin açıklayıcısı ve Bahailerin
rehberi tayin etmişti. Kendisine bu görev
verildiğinde Hz. Şevki Efendi 24 yaşındaydı ve
İngiltere'de Oxford Üniversitesi'nde okuyordu.
36 yıllık
Velilik devresinde Dinin ilerlemesinden başka
bir düşüncesi olmadı. Birçok eseri İngilizceye
çevirdi aynı zamanda Bahai eserlerinin yerel
dillere çevrilmesi yolunda inananları teşvik
etti. Hz. Bahaullah'ın belirttiği Bahai yönetim
düzeninin kurulmasına ve işlemesine ve bunların
gerektirdiği kurumların planlanması ve teşkil
edilmesine, Hayfa'daki Makam ve bahçelerin
inşası ve düzenlenmesine gayret sarf etti.
Dünyanın
çeşitli yerlerindeki Bahailerden oluşan 27
kişiyi Bahai dinini korumak ve yaymak için atadı
(Emrin Elleri) ve bu kişiler Hz. Şevki Efendinin
ölümünden sonra Yüce Adalet Evi'nin kurulmasına
kadar geçen sürede Bahailere kılavuzluk ettiler.
4 Kasım
1957'de Londra'da bulunduğu sırada vefat etti.
Yüce Adalet Evi
Bahai
dininin yetkili tek yasama organı ve Bahai
toplumunun ruhani rehberi, dünya Bahaileri
arasından seçilen dokuz kişiden oluşan, Yüce
Adalet Evi'dir. Adalet Evi üyeleri her beş yılda
bir tüm dünya Bahaileri arasından seçilirler.
İlk kez 1963 yılında seçilen seçilen Adalet
Evi'ne bizzat Hz. Bahaullah tarafından yasama
yetkisi verilmiş ve kararlarında yanılmazlık
vaat edilmiştir.
Adalet
Evi, Bahai dünya toplumunun ruhani ve idari
etkinliklerini yönetmenin yanı sıra, Hayfa ve
Akka'da bulunan kutsal yerlerin korunması ve
geliştirilmesi ile de ilgilenmektedir. |