|
BİREY VE DUYURU İlahi Çağrı’nın Yükselmesi
Hz. Bahaullah Hz. Abdülbaha ve Hz. Şevki Efendi’nin Eserlerinden Alıntılar
Yüce Umumi Adalet Evi, Araştırma Bölümü tarafından derlenmiştir.
Hz. Bahaullah, kutsal bir görev olan duyuruyu Bahailere emretmiştir. Bizim din adamlarımız yoktur, bu nedenle bir zamanlar din adamları tarafından dinlerine verilen hizmet, her Bahai’den bireysel olarak vermesi beklenilen hizmettir. Yeni ruhları aydınlatan, güçlendiren, yaşam yolunda yaralılara ve yorgunlara şifa veren, ve sonsuz yaşam kadehinden – Tanrı’nın bu gün için Peygamberi’nin tanınması – içmeleri onlara sunan olmalıdır. ( Hz. Şevki Efendi adına, yazılan bir mektuptan )
İÇİNDEKİLER : Önsöz Hz. Bahaullah’ın Kutsal Eserlerinden Hz. Abdülbaha’nın Kutsal Eserlerinden Hz. Şevki Efendi’nin Eserleri ve Adına Yazılmış Mektuplardan
ÖNSÖZ
Tüm Milli Ruhani Mahfillere
Sevgili Bahai Dostlar,
Tüm Bahai faaliyetlerinin temelinin köşe taşı, Emrin duyurulmasıdır. Hz. Abdülbaha’nın Vasiyetname’sinde kesinlikle belirttiği gibi,” ulusların ve dünya insanlarının kılavuzlanmaları, her şeyden önemlidir, “ ve “ Tanrı’nın tüm bağışlarının en büyüğü, Duyuru’dur. “
İlahi teyitlerin duyuru işinin etkinlikle takip edilmesine bağlı olduğunu belirten, ve din’imizin eserlerinde sık sık tekrarlanan öğütlerden, dostlar değişik ölçülerde haberdardırlar. Sevgili Hz. Abdülbaha’nın belirttiği gibi, “ Haber’i verenleri görünmeyen ilahi yardım sarar “ ve “ Haber’in verilmesi işi ihmal edilirse, yardım tümüyle kesilecektir, çünkü Haber’i vermekle meşgul olmadıkça, Tanrı dostlarının yardım almaları mümkün değildir.”
Dostlar, genel olarak duyurunun hayatî önemini bilmektedirler, ancak zayıflıkları nedeniyle, bir çoğunun güveni yoktur, ve ne yol takip edeceklerini ve çabalarını bir sonuca nasıl ulaştıracaklarını bilmediklerini hissederler. Bu gibi temel konularda kılavuzluk, Din’in kutsal eserlerinde bulunduğu için, konuyla ilgili yazıların bir derlemesinin hazırlanmasını Araştırma Bölümü’nden istedik…
Derlemenin öğrenilmesi, duyuru işini yaparken takip etmeleri gereken genel ilkeler üzerinde uyarıcı bilgileri dostlara verecektir. Derlemeyi okuduktan sonra bir çok kimse korkularını, şüphelerini ve yetersizlik duygusunu bir kenara atmak üzere esinlenecek, ve Melekût’un müjdelerini insanlara duyurmak için kalkacaklardır. Ancak, çok daha fazla salıda dostun, Emrin kurumlarının sevgi dolu eğitimine, daha ayrıntılı kılavuzluğuna, ve eyleme geçinceye kadar sabırla ve tedbirle teşvik edilmeye ihtiyaçları olacaktır. Mahalli Ruhani Mahfil’lerin kurulmasında temel amaç duyuru işini ilerletmek olduğu için, yetki alanı içindeki her Mahalli Mahfil’in bu esas görevini yerine getirmesini teşvik etmek üzere, her Milli Ruhani Mahfil’in yöntem ve araçlara dikkatle önem vermesi gerekmektedir.
Dostlar, Melekut’taki Kutsal Ruhların harekete geçip kendilerine yardım etmek için beklediklerini, kendileri gibi olanların kalkıp başarılı olduklarını, herkesin kendi özel kapasite ve yeteneklerine göre etkin bir duyuru yöntemi bulabileceğini anlayınca, şüphesiz ilk adımı atmak için daha büyük bir güvenle kalkacaklardır, ve biliyoruz ki, bu hareket Tanrı tarafından yardım görecek ve kılavuzlanacaktır, çünkü Tanrı’nın çağrısına cevap vermek için çabalama eylemi, arkasında sayısız ilahi bağışlar getirecektir.
Umumi Adalet Evi’nin umudu ve duası şudur ki, her Milli Ruhani Mahfil, Hz. Şevki Efendi’nin “ tüm görevlerimizin en gerekli ve en acili “ olarak belirttiği ve “ Yaşamımızın egemen tutkusu “ olması gereken hizmete katılmaya ve Hz. İsa’nın Havarilerini örnek almaya, dostları sürekli teşvik etmek için elinden geleni yapacaktır. Hz. Abdülbaha şöyle tanıklık ediyor : “ Havariler kendilerini ve tüm dünyasal şeyleri unuttular, isteklerinden ve sahip olduklarından vazgeçtiler, öz varlık ve tutkularından arındılar, ve sonunda dünyayı başka bir dünya yaptılar, yeryüzünü aydınlattılar, Tanrı’nın o Sevgili’sinin yolunda fedakarlıklarını yaşamlarının son anına kadar kanıtladılar…. Hizmet aşkı olanlar, onların ayak izlerini takip etsinler!” Sevgi dolu Bahai selamlarımızla, UMUMİ ADALET EVİ Bahai Dünya Merkezi 3 Mart 1977
Hz. Bahaullah’ın Kutsal Eserlerinden
1 Ey Dostlar! Tanrı sevgisinin ateşi ile bu günde hepiniz öyle alevlenmelisiniz ki, bunun sıcaklığı damarlarınızın, uzuvlarınızın ve vücudunuzun organlarının tümünde kendini gösterebilsin, ve dünya insanları bu sıcaklıkla tutuşabilsin ve Sevgili’nin ufkuna dönebilsin. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
2 Tanrı Emrini, çalıların tutuşmasına ve “ Gerçekten Ben’den başka Tanrı yoktur, Güçlü ve Özgür “ nidasının oradan yükselmesine neden olacak bir ifade ile duyurunuz.
Söyle: İnsan ifadesi, etkisini göstermeyi emel edinen ve ılımlılık isteyen bir cevherdir. Etkisine gelince: Bu, incelik şartına, ve bu incelik ise her şeyden arınmış ve temiz yüreklere bağlıdır. Ilımlılığına gelince: Bu, Kutsal Eserlerde ve Levihlerde emredilen incelik ve hikmet ile birleştirilmelidir. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
3 Ilımlılık gerçekten çok arzu edilmektedir. Gerçeğe biraz dönen bir kimse, aradığının büyük bir kısmını kendisi sonradan kavrayabilir. Fakat eğer başlangıçta kapasitesi ötesinde bir söz söylenirse, dinlemeyi reddedecek ve karşı duracaktır. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir levih’ten )
4 Doğruluk ve her şeyden arınmışlık, duyuru şeması için en büyük iki ışığa benzer, Bu yüce makama eren kimse kutsanmıştır… ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
5 İçinizden biri gerçeği kavrayacak kabiliyette değilse, veyao gerçeği anlamaya çalışıyorsa, onunla konuşurken son derece şevkat ve temiz yüreklilik ruhu gösteriniz. Ondan bir zerre kadar yüksek olduğunuzu veya daha büyük doğal yeteneklere sahip bulunduğunuzu sanmaksızın, gerçeği görmesine ve tanımasına yardım ediniz.
Bu Gün’de insanın tüm görevi, Tanrının kendisi için yağdırdığı bağış selinden payını almaktır. Bu nedenle, hiçbir kimseye kabın büyüklüğünü veya küçüklüğünü düşünmesine izin vermeyiniz. Bazılarının payı bir elin avucuna sığabilir, diğerlerinin payı bir fincanı ve başkalarınınki bir testiyi bile doldurabilir. ( Gleanings from the Writings of Baha’u’llah, s. 8 )
6 Ey Baha ehli ! Bütün insanlarla arkadaşlık ve dostluk ruhu içinde ilişki kurunuz. Bildiğiniz bir gerçek varsa, başkalarında bulunmayan bir pırlantaya sahipseniz, bunu onlarla son derece şevkat ve iyi yüreklilik lisanıyla paylaşınız. Eğer kabul edilirse, eğer amacını yerine getirirse maksadınıza ulaşılmış olunur. Eğer bir kimse onu reddederse, kendi haline bırakınız ve kılavuzlanması için Tanrıya yalvarınız. Ona hatır kırıcı biçimde davranmamak için dikkatli olunuz. Şevkatli bir dil, insanların kalplerinin mıknatısıdır, ruhun gıdasıdır, kelimelere anlam giydirir, hikmet ve anlayış ışığının pınarıdır… ( Gleanings from the Writings of Baha’u’llah, s. 289 )
7 Eger bir kimse O’nun sevgisinin ateşi ile alevlenirse, eğer yaratılmış şeylerin hepsinden vazgeçerse, söylediği sözler kendisini dinleyenleri tutuşturacaktır. ( The Advent of Divine Justice, s. 42 )
8 Söyle : Ey Tanrı ehli ! Ebedi Gerçek olan Kimse’nin zaferini sağlayabilecek orduları ve dünyadaki yardımcıları kutsal Kitaplar ve Eserlerde yazılmışlardır, ve güneş kadar parlak ve aşikardırlar. Bu ordular, O’nun katında beğenilen iyi davranışlar, tavır ve karakterdir. Bu Gün’de Emrimize yardım etmek üzere kalkan, ve değerli karakter ve dürüst davranış ordularını yardımına çağıranların bu tür hareketlerinin etkisi hiç şüphesiz tüm dünyaya yayılacaktır. ( The Advent of Divine Justice, s. 20 )
Hz. Abdülbaha’nın Kutsal Eserlerinden
9 Şimdi bu acayip aleme bağlılık giysisini çıkarabilmeniz, fiziksel dünyadan tümüyle kopabilmeniz, cennet melekleri olup bütün bu diyarlarda dolaşıp, duyuru yapabilmeniz zamanıdır. ( Tablets of Divine Plan, s. 11 )
10 Hz. Bahaullah’ın zuhurunun sevindirici Haberini tüm insanlara Tanrı sevgisi ile taşan kalplerle, Tanrı adını anan dillerle ve Tanrı Eşiğine dönen gözlerle vermelidirler. Herhangi bir toplantıya girdiğinizde, o toplantının zirvesinde Kutsal Ruh’un dalgalanacağından ve Cemal-i Mübarek’in teyitlerinin herkesi saracağından emin olunuz. ( Tablets of the Divine Plan, s. 13 )
11 Amaç şudur : Duyurucunun niyeti temiz, kalbi bağımsız, ruhu cezp edilmiş, düşünceleri sakin, azmi kuvvetli, gönlü yüce ve Tanrı sevgisinde parıldayan bir meşale olmalıdır. Eğer böyle olursa, kutsal nefesi kayayı bile etkileyecektir; aksi halde, herhangi bir sonuç elde edilmeyecektir. Bir ruh kusursuz olmadığı sürece diğerlerinin kusurlarını nasıl giderebilir. Tanrı’nın başka her şeyden kopmadıkça, diğerlerine bunu nasıl öğretebilir ! ( Tablets of the Divine Plan, s. 20 )
12 Merhametli’nin teyitleri ve En Yüce’nin yardımlarından emin olunuz; bu dünyadan ve sakinlerinden arınıp, onlardan daha kutsal olunuz; amacınızın herkese yararlı olmasına çalışınız; bu dünyaya bağlılığınızı koparınız, ve ruhun özü gibi aydınlık ve zarif olunuz. Sonra güçlü bir azim, temiz bir kalp, sevinçli bir ruh ve düzgün bir dil ile zamanınızı ilahi ilkelerin yayılmasına veriniz… ( Tablets of Divine Plan, s. 37-38 )
13 Tanrıya inananlar fedakar olmalı ve kılavuzluk mumları gibi yanmalıdırlar…Böyle bir yüce gönüllülük gösterirlerse evrensel ilahi teyitleri elde edecekleri semavi askerlerin onlara sürekli olarak güç vereceği ve en büyük bir zaferin kazanılacağı muhakkaktır. ( Tablets of the Divine Plan, s. 49 )
14 Ey Tanrıya inananlar ! Sayınızın küçüklüğüne ve ulusların çokluğuna bakmayınız. Beş tane buğday semavi bağışla donanacak, ancak bin ton ot hiçbir sonuç ve etki yaratamayacaktır. Verimli bir ağaç toplumun yaşamasına neden olacak, ancak yabani ağaçlardan oluşan binlerce orman hiçbir meyve vermeyecektir. Ova, çakıl taşlarıyla örtülüdür, fakat değerli taşlarla az rastlanır. Bir tek inci binlerce kum yığınından daha iyidir, özellikle ilahi bağışlara sahip, büyük değerdeki bu inci. Çok geçmeden ondan binlerce diğer inciler doğacaktır. O inci, çakıl taşlarıyla arkadaşlık edip, onların candan dostu olduğu zaman, hepsi de inciye dönüşeceklerdir.
Dinlenmeyin, huzur aramayın, kendinizi bu geçici dünyanın lükslerine bağlamayın, kendinizi her türlü bağlılıktan kurtarın, ve Tanrı Ülkesi’nde tam olarak yerleşmek için yürekten ve candan çalışınız. Semavi hazineleri kazanınız. Her geçen gün daha fazla aydınlanınız. Birlik eşiğinin daha yakınına geliniz. Ruhani bağışların göründüğü kimseler ve sonsuz ışıkların şafak yeri olunuz !
Duyuruculara gelince; Eski giysilerinden tamamen arınmalı ve yeni bir giysi giymelidirler. Hz. İsa’nın beyanına göre, yeniden doğma makamına ulaşmalıdırlar: yani nasıl ki, ilkinden annenin rahminden doğdularsa, bu kez doğa aleminin rahminden doğmalılar. Nasıl ki, ana rahmindeki dünyanın tecrübelerinden şimdi tamamen habersizdirler, doğa aleminin kusurlarını da tümüyle unutmalıdırlar. Yaşam suyu, Tanrı sevgisinin ateşi ve Kutsal Ruh’un nefesi ile vaftiz olmalıdırlar; azıcık yiyecekle yetinmeli, ancak semavi sofradan büyük bir pay almalıdırlar. Kendilerini günah ve aç gözlülükten kurtarmalı ve ruhla dolmalılar. Temiz nefeslerinin etkisiyle taşı parlak bir yakuta ve midyeyi bir inciye dönüştürmeliler. İlkbahar sağanağının bulutu gibi, kara toprağı bir gül ve meyve bahçesine çevirmeliler. Görmeyeni görür, işitmeyeni işitir, sönmüşü alevli ve parlak yapmalı ve ölüyü diriltmeliler. ( Tablets of Divine Plan, s. – 53 )
15 Ey Tanrı’nın cariyesi ! Bir konuşma yapmak istediğin zaman, yüzünü Epha Melekutu’na dönve her şeyden arınmış bir yürükle konuşmaya başla. Kutsal Ruh’un nefesi sana yardım edecektir. ( Tablets of Abdu’l-Baha, s. 246 )
16 Melekut’un Rabbı’nın hakkı için ! Eğer bir kimse Tanrı Kelimesi’ni yaymak için temiz bir yürükle, Tanrı sevgisiyle taşarak ve dünyadan koparak kalkarsa, Tanrı ona mevcut yaratıkların en içinde nüfuz edebileceği bir güçle yardım edecektir. ( Tablets of Abdu’l-Baha, s. 348 )
17 Haber, bütün koşullar altında, fakat hikmetle verilmelidir. Eğer açıkça duyurmak olanaksız ise, sessizce yapılmalıdır. Dostlar, ruhların eğitimi ile meşgul, ve insanlık aleminin ruhani neşe ve rayiha kazanmasına yardım eden araçlar olmalıdırlar. Örneğin, dostlardan ( inananlar) her biri ihmalkâr ruhlardan bir tanesi ile arkadaşlık ve dürüst ilişkiler kursa, onunla kusursuz iyilikle dostluk kurup yaşasa, ve bu arada güzel davranışlar ve ahlâki tavırlarla onu ilahi bilgiye, semavi öğüt ve öğretilere kılavuzlasa, o ihmalkâr bireyi zamanla uyandırıp, cehaletini bilgiye çevireceği muhakkaktır.
Ruhlar yabancılaşmaya hazırdır, öyle yöntemler benimsenmeli ki, önce yabancılık giderilmelidir ve daha sonra Tanrı Kelimesi etkisini gösterecektir.
Eğer inananlardan biri, ihmalkârlardan birine iyi davranır ve kusursuz bir sevgiyle, Tanrı Dini’nin nasıl kurulduğunu ve amacının ne olduğunu ona öğreterek, Tanrı Emrinin gerçeğini anlamasını zamanla sağlarsa, o birey şüphesiz değişecektir; kül durumuna gelen ve kalpleri taş gibi, hatta sert bile olan anormal ruhların dışında herkes için bu böyledir. ( Tablets of Abdu’l-Baha, s. 391 )
18 Eğer ruhları kılavuzlamayı istiyorsanız, bütün koşullar altında, sağlam, iyi ve övgüye değer özellikler ve ilahi niteliklerle dolu olmanız gerekir. Sevginin işareti, merhametin göründüğü yer,şefkat kaynağı, iyi kalpli, Tanrı hizmetkârlarının hepsine, özellikle kadın veya erkek seninle akrabalığı olanlara iyi ve nazik olunuz. İnsanlar yüzünden başınıza gelen her sıkıntıya katlanınız, ve sadece şefkatle, büyük bir sevgi ve iyi temennilerle karşılık veriniz. ( Tablets of Abdu’l-Baha,s.619-620 )
19 Duyuru yaparken duyurucunun kendisi tamamen tutuşmalıdır ki, sözleri bir ateşin alevi gibi etkisini gösterebilsin ve bencillik ve ihtiras perdesini yakabilsin. Son derece alçak gönüllü olması da gerekir ki, diğerlerine örnek olabilsin, ve kendisine hiç önem vermemeli ki, onlara Mele-i Alâ melodisiyle duyuru yapabilsin aksi halde duyurusunun hiçbir etkisi olmayacaktır. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
20 Dostlar haberi yaymaya gayret etmedikleri zaman, Tanrı’yı gereğince hatırlamayı başaramayacaklar, ve Ebha Melekutu’ndan gelen yardım ve teyitlerin işaretlerine şahit olmayacaklar,ve ilahi sırları anlamayacaklardır. Fakat duyurucunun dili duyuru ile meşgul olunca, kendisi doğal olarak teşvik edilecek, Melekut’un ilahi yardım ve bağışlarını çeken bir mıknatıs olacaktır, ve kendi şakıyışıyla, ötüşüyle ve melodisiyle coşan kuşun şafak saatindeki haline benzeyecektir. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir levih’ten )
21 Bu muhteşem Din’in ilahi öğretilerine göre, kimseyi küçümsememeli ve, “ sen bilmiyorsun, fakat ben biliyorum “ diyerek ona cahil dememeliyiz. Aksine, diğerlerine saygi ile bakmalı, ve bir şeyi açıklamaya ve kanıtlamaya kalkıştığımızda, “ İşte önümüzde bunlar var. Haydi gerçeğin nerede ve ne biçimde bulunabileceğini araştıralım. “ diyerek, gerçeği araştırıyormuşuz gibi konuşmalıyız.
Duyurucu kendini bilgili ve diğerlerini cahil olarak görmemelidir. Böyle bir düşünce kibir yaratır ve kibir ise etki yaratmakla yararlı olmaz. Duyurucu kendinde hiçbir büyüklük görmemelidir; en yüce şefkat ve alçak gönüllülük ile konuşmalıdır. Çünkü böyle konuşmalar etkili olur ve ruhları eğitir. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
22 Tanrı dostlarının fırsat yakalayıp, ondan yararlanacakları, ileriye atılıp ödül kazanacakları, zaman budur. Eğer görevleri, iyi davranış ve öğütlerle sınırlı kalırsa hiçbir şey başarılmayacaktır. Seslerini yükseltmeli, kanıtları açıklamalı, anlaşılır fikirler ileri sürmeli, Gerçeklik Güneşi’nin zuhurunun doğruluğunu ortaya koyan, reddedilmez sonuçlar çıkarmalıdırlar. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
23 Bir konuşmacı, bir konuyu açıklarken, Alnı Tanrı sevgisinin aydınlığı ile parladığı, ve kendisi gerçek anlayışın şarabı ile canlandığı zaman, kalpleri bir mıknatıs gibi çekerek büyük bir güçün merkezi olacaktır. Konuşmacının alev alev yanmasının gerekliliğinin nedeni budur. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
24 Bu nedenle, konuşun ; her toplantıda büyük bir cesaretle sesinizi yükseltin. Konuşmanıza başlamak üzere iken, önce Hz. Bahaullah’a yöneliniz ve Kutsal Ruh’un teyitlerini dileyiniz, sonra dudaklarınızı açınız ve kalbinize ilham edilen her şeyi söyleyiniz; ancak, büyük bir cesaret, ağırbaşlılık ve inançla. ( Bahai Meeting / The Nineteen Day Feast. S. 8 – 9 )
25 İlahi öğretilerin, İsm-i Azam’la olan ilişkileri söylenmeksizin duyurulmasına izin verilip verilmeyeceği sorusunu şöyle cevaplandırmalısınız: “ Bu kutsal İsmin her şeyin gerçeği üzerinde etkisi vardır. Eğer bu öğretiler, bu kutsal İsim ile bir tutulmaksızın yayılırsa, dünyada beklenen etkiyi yaratamayacaktır. Öğretiler beden, ve bu kutsal İsim ise ruh gibidir. Bedene can vermiştir. Dünya insanlarının uykularından uyanmalarına neden olmuştur. “ ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
26 Duyuru işi, inananlar tarafından tüm koşullar altında etkin bir biçimde sürdürülmelidir, çünkü ilahi teyitler ona bağlıdır. Eğer bir Bahai duyuru işine tam olarak, gayretle ve içtenlikle katılmaktan kaçınırsa, Epha Melekutu’nun bağışlarından şüphesiz yoksun kalacaktır. Ancak bu faaliyet, hikmetle birlikte yürütülmelidir – bir kimsenin sessiz kalmasını ve böyle bir görevi unutmasını gerektiren hikmetle değil, fakat daha ziyade, kişinin ilahi hoşgörürlük, sevgi, şefkat, sabır, iyi bir karakter ve kutsal davranışlar göstermesini gerektiren bir hikmetle. Kısacası, Tanrı Emrini duyurmak için dostları bireysel olarak teşvik ediniz, ve dikkatlerini hikmetin kutsal yazılarda bahsedilen bu anlamına çekiniz, çünkü bunun kendisi Dini duyurmanın özüdür. Ancak tüm bunlar büyük hoşgörülülükle yapılmalıdır ki, semavi yardım ve ilahi teyit dostlara yardımcı olabilsin. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
27 Tanrı dostları, diğer insanlarla dostluk bağları kurmalı, ve onlara karşı tam bir sevgi ve muhabbet göstermelidirler. Bu bağların insanlar üzerinde büyük etkisi vardır ve dinleyeceklerdir. Dostlar, Tanrı Kelimesi’ne karşı kabul yeteneğini hissedince, Haber’i hikmetle vermelidirler. Öncelikle, Tebliğ ettikleri kimsenin herhangi bir endişesini gidermeye çalışmamalıdırlar. Gerçekten, dostların her biri, her yıl bir şahsı seçmeli ve onunla arkadaşlık bağları kurmaya çalışmalı ki, o şahsın tüm korkusu kaybolsun. Ancak bundan sonra ve yavaş yavaş, o şahsı tebliğ etmelidir. En iyi yöntem budur. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
28 Tanrınızın yolunu takip ediniz ve kulakların işitmeye dayanamayacağı şeyi söylemeyiniz, çünkü böyle bir konuşma küçük çocuklara verilen lezzetli yiyeceğe benzer. Yiyecek her ne kadar lezzetli, az bulunur türden ve verimli olursa olsun, meme emen çocuğun organları tarafından hazmedilemez. Bu nedenle, hakkı olan herkese, tespit edilen ölçüsünde verilmelidir.
Ne bir bireyin bildiği her şey açığa vurulabilir, ne de açıklayabileceği her şeyin vaktinin geldiği varsayılabilir, ve ne de vatiklice söylenmiş her şeyin, bunu işitenlerin kapasitelerine uygunolduğu düşünülebilir. “ Çabalarınızda dikkat edilmesi gereken kusursuz hikmet budur. Bu nedenle, tüm koşullar altında bir eylem adamı olmak istiyorsanız, bunu unutmayınız. Önce rahatsızlığı teşhis ediniz ve hastalığı tanıyınız, ve sonra ilacı veriniz. Çünkü, usta doktorun kusursuz yöntemi budur. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
29 Hiçbir kimseyle münakaşa etmeyiniz, ve tartışmaya karşı ihtiyatlı olunuz. Gerçeği açıkça söyleyiniz. Sizi dinleyen eğer kabul ederse, amaca ulaşılmıştır. Eğer inatçı ise, onu kendi haline bırakmalı ve Tanrıya güvenmelisiniz. Misak’ta sağlam olanların niteliği budur. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
30 Bu günde her inanan düşüncelerini Din’in duyurulmasında toplamalıdır… Ey Tanrı’nın sevgilileri! Dostların her biri, her yıl en az ruhu tebliğ etmelidir. Ebedi ihtişam budur. Ezeli inayet budur. ( Daha önce çevirisi yapılmamış bir Levih’ten )
Hz. Şevki Efendi’nin Eserleri ve Adına Yazılmış Mektuplardan
31 Bir şahıs kalbini ve güdülerini arıtmak için öncelikle mümkün olan her yola başvurmalıdır, aksi halde herhangi bir biçimde girişimde bulunmak yararsız olacaktır. İki yüzlülük ve körü körüne taklitken kaçınmak da önemlidir, çünkü bunların iğrenç kokusu anlayış sahibi ve bilgili her şahıs tarafından kısa zamanda sezilecektir. Bundan başka, Tanrıyı hatırlama, derin düşünme, ibadet ve dua için özel zamanlara da dikkat etmelidirler, çünkü ilahi bağış ve teyitlerden yoksun herhangi bir girişimin başarılı olması ve gelişmesi hiç beklenemez, ve hatta olanaksızdır. Gerçek sevgi, doğruluk ve güdülerin temizliğinin insanların ruhları üzerinde ne kadar büyük bir etki yapacağını tasavvur etmek zordur. Fakat, her inanan bunları kazanmaya her gün gayret etmedikçe bu özellikler kazanılamaz…
Tanrı’nın dostları, Tanrı tarafından vaat edilenin yerine geleceğini, bunun şimdiden gerçekleştiğini, ve ilahi müjdelerin açık, görünür ve tamam olduğunu, esas olarak soylu davranışlar ve karakterin etkisiyle, sonra ifade gücü ve kanıtlarla göstermelidirler. ( Hz. Şevki Efendi tarafından Doğu Bahaileri’ne yazılan 19 Aralık 1923 tarihli bir mektuptan, Farsça’dan çevrilmiştir.)
32 Görevimizin gerçek karakterini, benimseyeceğimiz yöntemleri takip edeceğimiz yolu iyice anladıktan ve bireysel olarak yeterince yeniden canlandıktan sonra bu, duyuru için temel gereksinimdir – geliniz O’nun Emrini doğruluk, inanç, anlayış ve gayretle duyurmak için kalkalım. Bu her Bahainin üstün ve en acil görevi olsun. Geliniz onu yaşamımızın en güçlü tutkusu yapalım. Geliniz dünyanın en uzak köşelerine dağılalım, kişisel çıkarlarımızı, rahatımızı, beğenilerimizi ve zevklerimizi feda edelim: dünyanın türlü soy ve insanlarıyla kaynaşalım; onların davranışları, gelenekleri, düşünceleri ve alışkanlıklarını öğrenelim; Dinimize karşı evrensel ilgiyi uyandıralım, teşvik edelim ve sürdürelim, ve aynı zamanda gücümüz altında bulunan tüm yöntemlerle, yoğun ve sürekli dikkatle, bizi dinleyenler arasında oldukça umutlu ve kabul yeteneği olanların açık bağlılığını ve etkin desteğini sağlamaya çalışalım. Geliniz, sevgili Hz. Abdülbaha tarafından önümüze açıkça konulan örneği de aklımızda tutalım. Yaklaşımındaki ustalık ve incelik, ilk görüşmesindeki uyanıklık ve dikkat, umumi konuşmalarının tümündeki genişlik ve özgür düşüncelilik, Emrin temel gerçeklerini gözler önüne ihtiyatla ve yavaş yavaş serişi, çağrısındaki heyecan fakat tartışırken ılımlılığı, sesindeki güven, inancındaki metanet, davranışlarındaki ağırbaşlılık – Hz. Bahaullah’ın Emrini soylu bir biçimde sunarken, Sevgili’mizin üstün nitelikleri bunlardı. ( Baha’i Administration, s. 69-70 )
33 Bireysel girişim gücüne sahip, ve dost veya düşmanın, bilerek veya istemeyerek, yolunu kapamak için kullanabileceği herhangi bir engelden yılmadan, duyuru çağrısına kalkıp cevap vermek için karar vermiş olan kimseyi, Din’inin toplumuna katmaya çalıştığı kimselerin dikkatini çekmek, ilgilerini sağlamak ve inançlarını derinleştirmek için kişisel girişimlerinde kullanabileceği her yaklaşım yolu üzerinde bırakınız özenle düşünsün. İçinde yaşadığı özel koşulların kendisine sunacağı olasılıkları gözden geçirsin, yararlarını değerlendirsin, ve kafasındaki hedefe ulaşmak için bunları akıllıca ve düzenli bir biçimde kullanmaya başlasın. Dininin bütünlüğünü korurken, ilişki kurduğu kimselerin sempati, destek ve sonunda bağlılığını başarıyla kazanabilmesini sağlayacak bir çok yol ve araçları kendisine verecek olan, kulüpler, sergiler ve cemiyetlerle işbirliği, ılımlılık, ahlâk, toplumsal refah, dinsel ve ırksal hoş görürlülük, ekonomik yardımlaşma, İslamiyet ve Mukayeseli Din gibi, Dininin öğreti ve ideallerine benzer konular üzerinde konferanslar, ve toplumsal, kültürel, insani, hayır ve eğitim kurum ve girişimlerine katılmak gibi yöntemler yatmaya da çalışsın. Bu tür ilişkiler kurulurken, ağır başlılığını ve makamını korumak, yasa ve ilkelerinin bütünlüğünü gözetmek, genelliğini ve evrenselliğini göstermek ve çok çeşitli ve hayatî çıkarlarını korkmadan savunmak için, Dininin sürekli olarak kendisinden istediklerini aklında tutsun. Kendisini dinleyenin alma yeteneğinin düzeyini düşünsün, ve doğrudan doğruya veya dolaylı duyuru yöntemlerinden birinin uygunluğuna kendisi karar versin ki, böylece İlahi Haber’in hayatî önemini arayıcının fikrine sokabilsin ve bunu şimdiye dek kabul edenlere katılmak için onu ikna edebilsin. Hz. Abdülbaha tarafından gösterilen örneği ve arayıcının üzerine sevgi yağdırılması için sürekli öğütlerini hatırlasın, ve ona damla damla aktarmayı umduğu öğretilerin ruhuna öylesine örnek olsun ki, alıcı kimse bu öğretileri kapsayan Din’i kabul etmeye kendiliğinden sevkedilsin. Başlangıçta arayıcının henüz uyanmış imanı üzerine çok şiddetli baskı yükleyebilecek olan yasa ve kurallarda ısrar etmekten kaçınsın, ve onu sabırla, incelikle, fakat azimle tam olgunluğa getirmeye çalışsın, ve Hz. Bahaullah tarafından emredilen her şeyi şartsız kabulünü ilan etmesi için ona yardım etsin. Bu aşamaya ulaşılınca arayıcıyı diğer ahbaplara tanıtsın, ve sürekli arkadaşlık ve toplumunun mahalli faaliyetlerinde etkin bir işbirliğiyle toplumun yaşamının zenginleşmesi, görevlerine yardım, çıkarlarının güçlendirilmesi ve kardeş toplumlarla olan faaliyetlerinin düzenlenmesinde kendi payına düşen yardımı yapabilmesini sağlamaya çalışsın. Ruhani çocuğunun içini, onun bağımsızca kalkıp, enerjisini diğer ruhların canlandırılmasına ve henüz benimsediği Dinin koyduğu yasa ve ilkeleri desteklemesine vermeye sevkedecek derin bir istekle dolduruncaya kadar hoşnut olmasın. ( The advent of Divine Justice, s. 42-44 )
34 Gezici duyurucu veya bir yere yerleşmiş olarak o alanlarda çalışan kimsenin, inanç, ulus veya renk farklılıklarına önem vermeksizin halkın tüm kesimleriyle dostça kaynaşmayı, onların düşünceleri, zevkleri ve adetlerini öğrenmeyi, onlara en uygun yaklaşımı araştırmayı, göze çarpan kapasite ve alma yeteneği gösteren birkaç kişi üzerinde dikkatini sabırla ve incelikle toplamayı, ve onların, Din’i kendi yörelerinde bağımsızca ve başkasına gerek duymadan duyuranlar olmalarını mümkün kılacak sevgi, şevk ve bağlılığı onların kalplerine azami bir şevkatle aşılamaya çalışmayı önde gelen ve sürekli görevleri yapmaları geretiğini düşünmekteyim. ( The Advent of Divine Justice, s. 54 )
35 Bahai ulusal toplumlarının kurulduğu bu erken dönemde muhacirlerden hiç birisi Dinlerinin temel ilkelerini, aydınlatıp çekmeleri istenen, kültürel ve dinsel çevrelere, ideolojilere ve çeşitli ırk ve ulusların mizaçlarına uygun olarak sunmanın, ki bu başarılı bir duyuru girişimi için temel ön şarttır, önemini görmemezlikten gelmemelidir. Hem kuzey, hem de güney bölgelerden gelen,Cermen veya Latin kökten çıkan, Katolik ve Protestan mezhebine inanan, görünüşte bazıları demokrat, diğerleri totaliter,eğilimlerinde bazı sosyalist, diğerleri kapitalist olan, geleneklerinde ve yaşam standartlarında büyük ölçüde farklılıklar gösteren bu ırk ve ulusların duyarlılıkları her zaman dikkatle göz önünde tutulmalı, ve hiçbir suretle ihmal edilmemelidir.
Bu muhacirler, kuzey ve güney kıtalarında benzeri bulunmayan bir bölgeyi kaplayan türlü inanç, irk ve ulusların insanlarıyla ilişkilerinde ne onları aleyhlerine çevirmeli, ve ne de onların temel ilkeleriyle uzlaşmalıdırlar. Dinlerinin temel ve üstün özelliklerini sergilerken ne kışkırtıcı, ne de kaygısız, ve ne fanatik, ne de aşırı liberal olmalıdırlar. Soylu veya halktan, kuzeyli veya güneyli, din görevlisi veya başka bir meslekten, kapitalist veya sosyalist adamı veya prens, sanatçı veya dilenci olsun, görüşmede bulundukları ruhun alma yeteneğine tam uygun bir biçimde, ihtiyatlı ya da cesaretli olmalı, süratle hareket etmeli veya beklemeli, dolaylı veya dolaysız yöntemi kullanmalı, meydan okumalı veya uzlaşmalılar. Hz. Bahaullah’ın Mesajını sunarken ne tereddüt etmeli, nede duraksamalılar. Ne zavallıya karşı kibirli, ne de büyüğün önünde ürkek olmalılar. Dinin gerçeklerini sergilerken, kendilerini dinleyen kimse kraliyetten, Kilis papazı, politikacı, tüccar veya işiz biri bile olsa, savundukları gerçeği ne fazsıyla vurgulamalı, ne de küçültmelidirler. Kurtuluş Kadehi’ni bu kritik zamanda, o çok denemeden geçmiş kıtanın kuzeyinde, batısında, güneyinde ve ortasındaki şaşkın, aç, bezgin ve korkmuş halk yığınlarına, yüksek veya düşük mevkide, zengin ve ya fakir olsunlar, hepsine aynı şekilde, cömert ellerle, parlak bir yürekle, açık bir dille, sonsuz sabırla, yılmayan bağlılıkla, büyük hikmetle ve sarsılmaz cesaretle sunmalıdırlar. ( The Advent of Divine Justice,s. 25-26 )
36 Birey, tek başına, görevinin niteliğini değerlendirmeli, vicdanına danışmalı, bütün yönlerini dua ederek düşünmeli, kalkmak için çabasını zorlaştıran doğal güce karşı yiğitçe mücadele etmeli, kendisini geri tutan değersiz ve gereksiz bağlılıkları kahramanca ve geri almamak üzere atmalı, yolunu engellemeye eğilimli her düşünceden kendisini temizlemeli, Dininin Peygamberi’nin öğütlerine uyarak ve gerçek örneği olan Kimse’yi katlit ederek her meslekten kadın ve erkeklerle kaynaşmalı, düşüncelerini, sözlerini ve eylemlerini belirleyen bir farklılıkla onların kalplerini etkilemeye çalışmalı, ve kendi benimsediği Din’e onları incelik, sevgi, dua ve ısrarla çekmelidir. ( Citadel of Faith, s. 148 )
37 Kök salan fideleri sulamak ve hazırlanmış toprağa taze, güzel tohumlar salmak için daha önceden tohum ektiğiniz bütün yerleri tekrar ziyaret ediniz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 9 Nisan 1925 tarihli bir mektuptan )
38 En çok ihtiyaç duyulan şey, tam ve düşünmeden bağlılıktır. Meşalemiz ne kadar parlak yanarsa, o kadar çok ışık saçacak ve alevini diğerlerine o kadar kolayca verecektir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 3 Mayıs 1925 tarihli bir mektuptan )
39 Duyuru yaparken, Hz. Bab, Hz. Bahaullah ve Hz. Abdülbaha’nın isimlerinin ne zaman tanıtılması gerektiği konusunda Hz. Şevki Efendi hiçbir kural koyamayacağını düşünmektedir. Bu, hem duyurucu, ve hem de arayıcının mizaç ve yeteneğine çok bağlıdır.
Hz. Abdülbaha’nın örneğine bakmalı ve mesajımızı, tebliğ etmeye çabaladığımız kimsenin kapasite ve ” olgunluğuna “ elimizden geldiği kadar iyi uygulayarak, “ İçimizdeki Işığı “ takip etmeliyiz.
İnsanın ruhsal sindirim güçleri, fiziksel sindirimi yöneten benzer yasalara sahiptir. İnsanlar ruhsal bakımdan acıkınca ve susayınca, onlara sıhhi ve uygun ruhsal besin verilmelidir, fakat bir defada çokça veya sindirim güçlerine göre çok zengin besin verirsek,sadece tiksinti ve reddetmeye, veya iyi özümlenmemeye neden olacaktır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 20 Ekim 1925 tarihli bir mektuptan )
40 Emri duyurmanın her gerçek Bahainin görevi ve yaşamımızda önde gelen amacımız olması gerekmekle beraber, en iyi sonuçları elde etmek için, duyuruda geniş ve düzenli çabalar ya mahalli, ya da Milli Ruhani Mahfillerin onayı, yardım ve yönetimiyle harcanmalıdır. Hz. Şevki Efendi istekliliğinizi ve şevkinizi, dostlar ve mahfillerle yakın yardımlaşma ile gerçek hizmete dönüştüreceğinizi ummaktadır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 31 Mart 1926 tarihli bir mektuptan )
41 Dini yayarken, saygınlığını azaltmamayı unutmamalıyız, ve yaklaştığımız insanların gerçekten cezpedilmelerine de çalışmalıyız. Hz. Şevki Efendi, bir işin sürekli olarak takip edilmesinin önemini mektuplarında sık sık belirtmiştir. Ekilen, fakat sulanıp yetiştirilmeyen tohumlar meyve vermek için olgunlaşmayacaklardır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 13 Ağustos 1928 tarihli bir mektuptan )
42 Duyuru alanında çok fazla başarı elde etmemiş olmanızın nedeni, belki de Haber’i yaymaktaki zayıflığınıza ve yetersizliğinize bakış ölçünüzdür. Hem Hz. Bahaullah, hem de Hz. Abdülbaha kendi engellerimize önem vermememiz ve tüm güvenimizi Tanrı’ya bağlamamızı bir çok kez ısrarla belirtmişlerdir. Eğer sadece kalkar ve Tanrı’nın bağışı için etkin bir vasıta olursak, Hz.Bahaullah yardımımıza gelecektir. İnsanlara yeni inaçları kabul ettiren ve kalplerini değiştirenlerin duyurucular olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır, elbette değil. Onlar, sadece ilk adımı atan ve Hz. Bahaullah’ın ruhunun kendilerini harekete geçirip, kullanmanıza izin veren temiz ruhlardır. Eğer onlardan birisi, başarılarının kendi yeteneklerinin neticesi olduğunu, bir saniye için bile düşünürse, işi bitmiştir ve düşüşü başlar. Gerçekten de bu, bir çok yetenekli ruhun şahane hizmetlerden sonra kendilerini aniden tümüyle güçsüz ve belki de Emrin Ruhu tarafından, yararsız ruhlar olarak bir kenara atılmış bulmalarının nedenidir. Ölçüt, Tanrı arzusunun bizim aracılığımız ile etki göstermesine ne kadar hazır olduğumuzdur.
Bu nedenle, zayıflarınızın bilincinde olmayı bırakınız: Tanrıya güveniniz kusursuz olsun; kalbiniz. Hz. Bahaullah’ın Dinine hizmet ve Çağrısını duyurma arzusuyla yansın; ve insanların kalplerini değiştirecek gücün ve dil uzluğunun doğal olarak nasıl geldiğinizi göreceksiniz.
Eğer kalkar ve duyuruya başlarsanız, Hz. Şevki Efendi başarınız için şüphesiz dua edecektir. Gerçekten de, sadece kalkma eylemi, Tanrının yardım ve bağışlarını sizin için kazanacaktır. ( Hz.Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 31 Mart 1932 tarihli bir mektuptan )
43 Hz. Şevki Efendi, Emrin gelecekteki ilerleyişi ve yayılışı için tüm umutlarını sizin gibi genç ve etkin Bahailere bağlamış, ve inananlar arasında, kendini düşünmeden hizmet ruhunun korunması sorumluluğunu da sizlerin omuzlarına yüklemiştir. O ruh olamazsızın hiçbir iş başarıyla yerine getirilmez. Zaferin, güç bile olsa, onunla kazanılması kaçınılmazdır. Bu nedenle, iman meşalesini içinizde alevli taşımak için elinizden geldiğince çalışmalısınız, çünkü onun aracılığı ile kılavuzluğu, gücü ve nihai başarıyı elbette bulacaksınız.
Onlardan her biri, Haber’i kendi ölçüsünde verebilir…. Herkes bir duyurucu olabilir. Sadece Tanrının kendisine verdiğini kullanması ve böylelikle emanetine bağlı olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 1 Eylül 1933 tarihli bir mektuptan )
44 Emri yayarken çok şey, duyurucunun kişiliğine ve Haber’i sunmak için seçtiği yönteme bağlıdır. Değişik kişilikler, ve bireylerin değişik sınıf ve türleri, farklı yaklaşım yöntemlerini gerektirir. Tanıştığı çeşitli insanlara yöntemlerini en iyi biçimde nasıl uygulayacağını bilmek, yetenekli bir duyurucunun simgesidir. Bir kimsenin her zaman takip edebileceği tek bir yöntem yoktur. Fakat, bireysel arayıcılarının türleri kadar yaklaşım yolları olmalıdır. Bu nedenle, yöntemin esneklik ve çeşitliliği,her duyuru faaliyetinin başarısı için gerekli ön şarttır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 31 Mayıs 1934 tarihli bir mektuptan )
45 Emri duyurmada sayısız yollar vardır. Mizacınıza ve yeteneğinize en uygun olanı seçebilirsiniz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 18 Kasım 1935 tarihli bir mektuptan )
46 Gerçekten de, doğru ve yeterli Emri bilgi, Haber’i başarıyla duyurmak isteyen herkes için gereklidir. “ Bahaullah’ın Sesi “ kitabı, gerekli bilgi ve anlayışı kazanmaları için dostlara mükemmel bir fırsat vermektedir. Buna ilaveten, Kutsal Kelimeleri okumanın yalnız başına sağlayabileceği ilham ve ruhsal tutkuyu onlara verecektir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 2 Aralık 1935 tarihli bir mektuptan )
47 Emrin Velisi’nin dostlar için hayati önem taşıdığını düşündüğü konu, Emri doğrudan ve Kutsal Kelimeleri söyleyerek duyurmalarıdır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 6 Mayıs 1936 tarihli bir mektuptan )
48 İnananlar bu gibi aydın çevrelerde ( bir üniversite ), yetenekleri ne kadar sınırlı olursa olsun, çabalarının Tanrı tarafından sürekli olarak kılavuzlandırılıp, güçlendirildiğine inanarak duyuru yapmaya gayret etmelidirler. Güven dolu umut, neşeli cesaret ve yılmayan şevk ruhunun kendisi, sağlayabileceği gözle görülür herhangi bir neticeye bakmaksızın, yalnız başına, duyuru gayretlerimizin nihai başarısını temin edebilir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 31 Ekim 1936 tarihli bir mektuptan )
49 Daha yüksek sınıflar, uygun türde insanların yaklaşımını, ve onların düşünüşlerine uyan bir yöntemi gerektirir. Duyuru yöntemlerimiz, farklı türlerde arayıcı bireylerle ilişkiler kurmada bir ölçüye kadar esnekliğe izin vermelidir. Her arayıcıya kendi açısından yaklaşılmalıdır. Esasen mistik türde olanlara ilk önce ruhsal gerçeklerin doğasını ve değerini önemle belirten Emri öğretiler verilmelidir; bununla beraber, pratik düşünceli ve olumlu türde olanlar, doğal olarak, öğretilerin toplumsal yönünü kabul etmeye hazır ve eğilimlidirler. Fakat tüm Haber, sütün yönleriyle ve gerekli her sonucuyla, Emre yeni girenlere yavaş yavaş açıklanmalıdır. Çünkü inanan bir kimse olmak demek, Emri tümüyle kabul etmektir. Öğretilerin bazılarına bağlanmak değil. Buna rağmen, daha önce de din değişikliği yavaş bir işlemdir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 28 Aralık 1936 tarihli bir mektuptan )
50 Emekleriniz her zaman bol meyve vermezse cesaretiniz kırılmasın. Çünkü, hemen ve süratle kazanılan bir başarı, her zaman en iyi ve en çok süren başarı değildir. Hedefinize ulaşmak için ne kadar sıkı çabalarsanız, Hz. Bahaullah’ın teyitleri de o kadar büyük olacaktır, ve başarı elde edeceğinizden o kadar çok emin olabilirsiniz. Bu nedenle, neşeli olunuz ve tam bir iman ve güvenle gayret ediniz. Çünkü Hz. Bahaullah, kutsal kelimesini yaymak için temiz ve bağımsız bir kalple kalkan herkese,insana özgü bilgi ve yeteneklerden yoksun bile olsa, ve kendisine karşı dizilen cehalet ve muhalefet güçlerine rağmen, ilahi yardımını vaat etmiştir. Hedef açık, yol emin ve belli, ve gayretlerimizin nihai başarısı için Hz.Bahaullah’ın sözü kuvvetlice belirtilmiştir. Gelin, azimli olalım ve ellerimize emanet ettiği büyük görevi kalpten yerine getirelim. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 3 Şubat 1937 tarihli bir mektuptan )
51 Bahai duyurucu tam bir güven içinde olmalıdır. Gücü ve başarısının sırrı bundadır. Gücü ve başarısının sırrı bundadır. Yalnız başınıza olmanıza rağmen ve çevrenizdeki insanların duygusuzluğu ve Tanrı Emrinin karşısındaki karanlığın güçlerini onların yardımıyla muhakkak yeneceğinize inanmalısınız. Bu nedenle, yılmayınız, mutlu ve emin olunuz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 30 Haziran 1937 tarihli bir mektuptan )
52 Münakaşa niteliğindeki uzun tartışmalara kendinizi ve özellikle Emri, sokmaktan bütün koşullar altında sakınınız, çünkü bunlar bir netice vermeyeceği gibi,Din’e gerçekten büyük zararlar gelmesine neden olurlar. Hz. Bahaullah, daha önceki din ustalarının girmiş oldukları dinsel tartışmalara karışmamamızı defalarca ısrarla belirtmiştir. Bahai duyurucu her şeyden önce, diğer dinlere saldırmaktan daha çok, Haber’i sunmak, ve tüm yönlerini anlatmak ve açıklamakla ilgilenmelidir. Münakaşaya, kılı kırt yarmaya ve sonu gelmez tartışmalara varacağını hissettiği tüm durumlardan kaçınmalıdır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 29 Kasım 1937 tarihli bir mektuptan )
53 İnananlar, Haber’i ona hazır görünmeyenlere bile vermelidirler, çünkü Tanrı Kelimesi’nin insanların, hatta öğretileri alma gücünden yoksun görünenlerin bile kalplerini ve akıllarını gerçekte ne derece etkileyebileceğini asla tahmin edemezler. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 14 Ocak 1938 tarihli bir mektuptan )
54 İnsanlığa olan sevgimiz, onun hastalıklarının tümü için tek ve İlahi ilacın Hz. Bahaullah’ın Dininde bulunduğuna olan inancımız, bugün Emri hamlın önüne getirecek, eylemle gösterilmelidir. Şüphesiz, onun gerçek önemini çoğunluk henüz görememektedir. Fakat zorunluluğumuzu ihmal ettiğimiz için, onu duymak fırsatından yoksun bırakılmamaları gerekir. Onu arayan ve kabul etmeye hazır nice kıymetli ruhlar vardır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 19 Mart 1942 tarihli bir mektuptan )
55 Dostlar, herhangi bir görevi yerine getirmek için tümüyle yeterli olana dek her zaman bekleselerdi, Emrin işi hemen hemen durma noktasına gelirdi ! Fakat bir kimse kendini ne kadar değersiz de hissetse, hizmet etmek için çabalama eylemi Tanrının bağışlarını çeker ve o şahsın görev için daha uygun bir duruma gelmesini sağlar.
Bugün İlahi Haber’in insanlık tarafından duyulmasına olan ihtiyaç o kadar büyüktür ki, inananlar, nerede ve nasıl olursa olsun, kendi kusurlarına önem vermeden, fakat acılarının bu en karanlık anında öğretileri duymak için hemcinslerinin feryat edenihtiyacını daima düşünerek göreve atılmalıdırlar. ( Hs. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 4 Mayıs 1942 tarihli bir mektuptan )
56 Tanrı Emrinde herkese yer vardır. Gerçekten de, fakir ve zengin, eğitim görmüş ve cahil, tanınmayan ve meşhur herkesi bünyesine alıp, buyur etmeseydi, Tanrı Dini olmazdı. Tanrı hepsini yarattığı gibi, elbette hepsini de ister. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 10 Aralık tarihli bir mektuptan )
57 Duyurucuların, defalarca yaparak ustalık kazanacakları bir sistem mevcut değildir. Ancak, insanlar, öğretiler ve Emir hakkında ne kadar çok bilirlerse, konuyu daha iyi sunabilecekleri açıktır. Bazı insanlar dua ve tüm güvenlerini Tanrıya bağlamanın,içlerinde bir ilham selini salıverdiğini sezmişlerse, ve sonuçlar meydana getiriyorsa, bu yöntemi takip etmekte özgür bırakılmalıdırlar. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 25 Ocak 1943 tarihli bir mektuptan )
58 Dostlar, örnek olarak, sevgi dolu arkadaşlık, dua ve şevketle, bu gibi insanların kalplerini cezp edebilir ve bunun sadece sözlerden değil, davranışlardan oluşan Tanrı Emri olduğunu anlamalarını sağlayabilirler. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 24 Şubat 1943 tarihli bir mektuptan )
59 İnananlar, salt fiziksel bağlardan daha kalıcı bir bağla birbirine bağlanmış ruhani bir aile olduklarını gerçekten anlamadıkça, ve anlayıncaya kadar, insanların gerçek sevgi ve duygudan yoksun oldukları için donmuş olan kalplerini tek başına cezp edebilecek o sıcak toplum atmosferini yaratamayacaklardır. Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 5 Mayıs 1943 tarihli bir mektuptan )
60 Hepimiz aynı biçimde hizmet edemeyiz, ancak her Bahainin Din’i yayabileceği bir yok, örnek olacaktır. Bu, insanların kalplerini kelimelerden daha derin etkiler.
Başkalarına göstereceğimiz sevgi, misafirperverlik ve anlayış, yardım etme isteği; bunlardır.Dinin en iyi ilanı. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 14 Ekim 1943 tarihli bir mektuptan )
61 Özellikle değişik bir ırk veya azınlık ulusun gençlerden oluşan guruplarıyla, dostluk ruhu içinde, tüm vesilelerle arkadaşlık etmeye çabalayınız, çünkü böyle bir ilişki bir insanlığın birliğine tam inancımızı gösterecek ve hem genç, hem de yaşlıları Din’e çekecektir.
İnsanların gözlerini herhangi bir miktarda sözden daha fazla açacak olan şey, başkalarıyla taassupsuz ve sevgi dolu arkadaşlık ruhudur. Bu gibi davranışları kendinizde toplayarak Din’i kolaylıkla duyurabilirsiniz. ( Hz. Şevki Efendi adına, yeni kurulmuş bir Bahai gurubuna yazılan 18 Haziran 1945 tarihli bir mektuptan )
62 Dini tarihi de içeren, tarihsel, toplumsal ve ekonomik konular üzerinde derin bilginin, Emri bilgili insanlara duyurmada büyük yardımı olacaktır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 4 Mayıs 1946 tarihli bir mektuptan )
63 Hz. Şevki Efendi, duyuruya, şarap içmekten kaçınılması gibi güç bir noktadan kesinlikle başlamamanız gerektiğini düşünmektedir; ancak o şahıs Emre katılmak istediğinde, bu konu kendisine söylenmelidir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 7 Mart 1947 tarihli bir mektuptan )
64 Yeni ve eski tüm Bahailer kendilerini Din’i duyurmaya, mümkün olduğu kadar çok vermelidirler; Bahai Toplumu içinde gösterecekleri gerçek sevgi ve birlik atmosferinin halkı doğrudan etkileyeceğini, insanları Din’e çekmekte en büyük mıknatıs olacağını ve onları güçlendireceğini de anlamalıdırlar. ( Hz. Şevki Efendi adına, Almanya Milli Ruhani Mahfili’ne yazılan 4 Nisan 1947 tarihli bir mektuptan )
65 İnsanlara duyuru yaparken, Emri ciddi olarak araştırmaya başladıklarında, bu haberde büyük bir ruhani sorumluluk bulunduğunu, ve ne böylece kabul edilmesi, ne de dikkatsizce bir kenara atılmasının gerektiğini vurgulamaya hiçbir itiraz yoktur. Ancak, çok nazik, ince ve sabırlı olmalıyız, ve insanlarda şok yaratmamalıyız.
Daima yapıcı biçimde duyuru yapmalı, ve kendi aramızdaki anlaşmazlık veya saygısızlık nedeniyle, arayıcıların ruhlarını soğutmamaya hepimiz çok dikkat etmeliyiz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 14 Ekim 1947 tarihli bir mektuptan )
66 Bahai yayınlarının umumi yerlerde bırakılmasına, gereğinden fazla yapılmadıkça ve başkalarını kendi dinimize çevirmek istediğimiz kanısını yaratmadıkça, bir itiraz yoktur, ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 22 Aralık 1947 tarihli bir mektuptan )
67 Zaferleri birbiri ardına yaratan, ruh,sebat, iman ve bağlılıktır… lüks ve boş gezmek değil. ( Hz. Şevki Efendi adına, Britanya Adaları Milli Ruhani Mahfili’ne yazılan 29 Nisan 1948 tarihli bir mektuptan )
68 Emir için gerçekten hazır olmayanlara duyuru yapmakta hiçbir zaman ısrar etmemeliyiz. Eğer bir kimse aç değilse, ona yediremeyiz. Teosofi felsefesine inananlar arasında, hiç şüphesiz alma yeteneği olan birçok ruh vardır, ancak yaşamından memnun olan kendi hallerine bırakılmalı ve sadece dostça bir biçimde ilişki kurulmalıdır. Arayıcı, dinlerin gelişimi kavramını bir kez kabul eder ve Hz. Bahaullah’ı bugün için Tanrı Peygamberi olarak görürse, ruhun bir bedenden diğerine geçmesi kavramı gerçeğin ışığında gözden kaybolacaktır; eğer mümkünse, başlangıç tartışmalı konulardan kaçınmaya çalışmalıyız. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 23 Haziran 1948 tarihli bir mektuptan )
69 İlişki kurduğunuz bu kimseleri cezp etmek için, şimdi daha derin ve düzenli bir Bahai ilmine ihtiyacımız olduğu görülmektedir. Dünya – en azından düşünenler – Hz. Bahaullah’ın 70 yıl önce ileri sürdüğü büyük ve evrensel ilkelerin hepsine şimdi yetişmiştir, şüphesiz bu nedenle onlara “ yeni “ gelmez. Fakat biliyoruz ki, toplumu yeniden yaratmak için tasarladığı Dünya Düzeni’ne gücünü veren daha derin öğretiler yeni ve dinamiktir. Bu gibi kimselere zekice ve cezp edici biçimde sunmak için öğrenmemiz gereken şeyler bunlardır! ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 3 Temmuz 1949 tarihli bir mektuptan )
70 İlahi görüşü yakalayan az sayıdaki bizler, insanlık tarafından takip edilen ve günümüzün korkunç sorunlarını çözmeyen yolları bir aşağı, bir yukarı çiğneyerek enerjilerimizi harcamamalıyız. Dikkatimizi Emir üzerinde toplamalıyız, çünkü dünyayı tedavi etmek için gerekli olan şey odur.
Eğer Bahailer, Emri duyurmada gerçekten etkin olmak istiyorlarsa, daha fazla bilgili olmaları ve dünyanın şimdiki durumu ve sorunlarını zekice ve aydın bir biçimde tartışabilmeleri gerekir.
Başka bir deyişle, biz Bahailer, Dinimiz’in kutsallaştırdığı gerçekleri özellikle eğitim görmüş sınıflara daha iyi gösterebilmek için, kafamızı bilgi ile silahlandırmalıyız. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 5 Temmuz 1949 tarihli bir mektuptan )
71 Duyurunun bireylere yapılması çok önemlidir ve çoğu zaman insanları güçlendirme olanağını size verir. Halbuki toplum önünde konuşma, haberi daha çok kimseye taşısa da, çok sayıda insanı güçlendirmez. Her ikisini de yapabilirsiniz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 5 Ağustos 1949 tarihli bir mektuptan )
72 Hz. Bahaullah’a güvendiğimiz zaman, sorunlarımızı çözer ve yolu açar. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 12 Ekim 1949 tarihli bir mektuptan )
73 Alma yeteneği olan bu ruhları bulmak, ve onlara incelik ve anlayışla duyuru yapmak, her Bahainin görevi ve kendisine verilen özel bir haktır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 20 Ekim 1949 tarihli bir mektuptan )
74 Hz. Bahaullah’a güvendiğimiz zaman, sorunlarımızı çözer ve yolu açar. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 12 Ekim 1949 tarihli bir mektuptan )
73 Alma yeteneği olan bu ruhları bulmak, ve onlara incelik ve anlayışla duyuru yapmak, her Bahainin görevi ve kendisine verilen özel bir haktır. Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 20 Ekim 1949 tarihli bir mektuptan )
74 Hz. Bahaullah’a, Dinine ve Kurumlarına, ve de inananların birbirlerine karşı gerçek sevgi ruhu olmaksızın Emir gerçekten çok sayıda kimseyi kendisine çekemez. Çünkü dünyanın istediği şey, öğütler ve kurallar değil, sevgi ve eylemdir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 25 Ekim 1949 tarihli bir mektuptan )
75 Tek bir olgun ruh, ruhani anlayış ve Din üzerinde derin bir bilgiyle tüm ülkeyi alevlendirebilir – Emrin, saf ve kendini düşünmeyen bir kanaldan çalışma gücü böylesine büyüktür. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 6 Kasım 1949 tarihli bir mektuptan )
76 Kutsal eserlerde böylesine dualar ve üzerinde düşünülecek konulara sahip olduğumuz için bunları, bu gibi küçük toplantılara ilgi duyan ve özlem duyan arkadaşlarla beraber okumak, coğu zaman onları Din’e çekmek için bir adımdır. Böyle bir faaliyeti kentinizde belki başlatabilirsiniz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 4 Şubat 1950 tarihli bir mektuptan )
77 İnananlar, kendi evlerinde, istedikleri sayıda küçük duyuru gurupları veya Ocakbaşları düzenlemekte tamamen özgürdürler… Gerçekten de, kişisel, teklifsiz ve evde yapılan bu duyuru, belki de en iyi netice verendir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 24 Şubat 1950 tarihli bir mektuptan )
78 Sadece genel olarak başarı için değil, Tanrının size hazır ruhlar göndermesi için de coşkuyla dua etmeye özel dikkat gösteriniz. Her kentte bu gibi ruhlar vardır. ( Hz. Şevki Efendi adına, Punta Arenas Mahalli Ruhani Mahfili’ne yazılan 18 Mart 1950 tarihli mektuptan )
79 Dünya insanları, ahlâki bakımdan Bahai atmosferine tam zıt olan bir atmosfere batmışlardır; onları tebliğ etmeliyiz. Eğer başlangıçta çok titiz ve hoşgörüsüz olursak, hepsi değilse de bir çoğu geri çevrilecek,ve kabul etmek üzere kılavuzlanabilecekleri şeyden döneceklerdir. Öte yandan, öğretilere uymaya cidden çalışmayan Bahailer istemiyoruz. Bu nedenle, büyük incelik göstermeli, kuvvetli ruhlara meydan okumalı ve zayıf ruhları kılavuzlamalıyız. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 7 Ağustos 1950 tarihli bir mektuptan )
80 Her zaman Emrin büyüklüğüne bakmalı ve hizmetine kalkan herkese Hz. Bahaullah’ın yardım edeceğini hatırlamalıyız. Kendimize baktığımızda, kusurlarımız ve önemsizliğimizden dolayı cesaretimizin kırıldığını şüphesiz hissederiz. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 12 Aralık 1950 tarihli bir mektuptan )
81 Hz. Şevki Efendi, duyuru alanında yapmakta olduğunuz fevkalâde çalışmayı çok beğenmekte, ve sebat ederek önemli kimseleri tebliğe devam etmenizi dilemektedir. Dine katılmaları açısından beklenileni daime vermeseler bile, onu duymaları ve dostu olmaları çok gereklidir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 10 Şubat 1951 tarihli bir mektuptan )
82 Toplumsal geleneklerine bağlı çok fazlaca tahrik etmemek iyi olmasına rağmen, Hz. Bahaullah’a itaat ile bizim aramıza girmelerine izin vermemeliyiz; ve biliyoruz ki, Hz. Bahaullah kullarına, Haber’ini yaymalarını emretmiştir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 1 Mayıs 1951 tarihli bir mektuptan )
83 Dostlar etkin bir biçimde duyuru yaparken, kendileri de Din’in ruhu üzerinde bilgi edinmeli ve derinleşmelidirler. Bu, sevgi ve birlik getirir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 17 Temmuz 1951 tarihli bir mektuptan )
84 Bahailerin taassuptan veya daha kötü bir davranış olan kibirden, gerçekten yoksun olduklarını gören bu insanlar ( yerliler ), öğretilerimize ilgi duymakla kalmayıp, kendi halkına uygun bir biçimde ulaşmak için bize yardım bile edebilirler.
Cahil oldukları ve ilkel hayat yaşadıkları için onların öğrenme yeteneğinden veya duygusallıktan yoksun olduğuna inanmak büyük bir hatadır. Aksine, uygarlığımızın kötülükleri, ahlâki bozuklukları, yıkıcı savaşları, ikiyüzlülüğü ve kibirinden dolayı, bizlere şüphe ve küçümsenerek gözlenmeye lâyık insanlar olarak bakabilirler. Onları eşit, iyilik dileyen, geçmiş nesillerine saygı ve hayranlık duyan, ve günümüz din kurumlarının ölü biçimlerine değil de, yaşayan bir dine, bizim ilgi duyduklarını hisseden insanlar olarak karşılamalıyız. ( Hz. Şevki Efendi adına, Ensenanza Bahai para los İndigenas Komitesi’ne yazılan 21 Eylül 1951 tarihli bir mektuptan )
85 Şüphesiz, duyuru tüm Bahai faaliyetlerinin köşe taşıdır, ancak başarılı duyuru bir çok unsura bağlıdır, ve bunlardan biri de gerçek Bahai yaşam biçiminin geliştirilmesi ve yüklendiğimiz sorumlulukların yerine getirilmesidir. ( Hz. Şevki Efendi adına bir tosta yazılan 3 Haziran 1952 tarihli bir mektuptan )
86 Bununla beraber, şimdiye dek bulunan en güçlü ve etkin duyuru ortamının, ocakbaşı toplantısı olduğu unutulmamalıdır, çünkü ocakbaşı toplantısında özel kişisel sorular cevaplandırılabilir ve arayıcı, Dinin ruhunu orada daha bol bulur. ( Hz. Şevki Efendi adına, Punta Arenas Bahaileri Ruhani Mahfili’ne yazılan 11 Aralık 1952 tarihli bir mektuptan )
87 Buğün, Tanrının bağışlarını şimdiye dek görülmemiş bir biçimde çeken mıknatıs, Tanrı Dini’nin duyurulmasıdır. Cennet Orduları, cennet ile dünya arasında durmakta ve bir Bahainin temiz bir bağlıkla ve kendini vererek Tanrı Emrini duyurmak için ileriye atılmasını sabırsızlıkla beklemektedir ki, böylece onun yardımına koşabilsinler. Zaman kısa, ve ne yazık ki, çalışanlar az olduğu için, dostların çabalarını üç misline çıkarabilmeleri, Emrin Velisi’nin duasıdır. Bırakınız, ölümsüzlüğe ulaşmak isteyenler ileri atılsınlar ve İlahi Çağrı’yı yükseltsinler. Kazanacakları ruhani zaferlere şaşıracaklardır. ( Hz. Şevki Efendi adına bir dosta yazılan 28 Mart 1953 tarihli bir mektuptan ) 88 Duyuru alanında başarıya ulaşmak için gerekli olan şey, bireyin kendini tam olarak adaması, Din’in yayılması gibi bir yüce göreve bağlılığı ve Bahai hayatını yaşamasıdır. Çünkü bunlar Kutsal Ruh’u çekmek için bir mıknatıs oluştururlar ve yeni bir ruhu canlandıran şey ise Kutsal Ruh’tur. Bu nedenle birey, Kutsal Ruh’un arayıcı ruha yeni bir yaşam vermek için, içinden akabileceği bir kanal gibi olmalıdır.
Birey, Din’e yakın olan kimseleri aramalı, ve sonra duyurularını bu kişiler üzerinde yoğunlaştırmalıdır.
|